127 Hours


'10 yapımı Danny Boyle'un yönettiği 127 Hours, artık handiyse herkesin en az bir otobiyografiye sahip olduğu Amerika'dan bir hikaye; kendisinin de en kötü filmlerinden..

Dağcı Aron Ralston'ın Utah'taki kanyonlardan biri, birisinde kolunun sıkışmasıyla mahsur kalıp, kolunu keserek kurtulmasını anlattığı Between A Rock And A Hard Place adlı romanından uyarlanan film, açıkçası hiçbir şey vermeyen ve tamamen zaman kaybı..

Öncelikle film çok Amerikan.. Evrensel bir hikaye gibi görünse de Aron'ın klasik Amerikan tepkileri filmi iyice çekilmez kılıyor: Ölmek üzere olan başka kim kendisiyle röportaj yapar ki?? Bu röportaj sahnesi filmin de en büyük kültürel kodunu oluşturuyor: Amerikalılar, toplum olarak öylesine medyaya bulanmış vaziyetteler (yerel basının bu kadar güçlü olmasına bağlıyorum bunu açıkçası..) ki, semtindeki gazeteye çıkmak bile hayatlarının olayı haline gelebiliyor: Aron'ın da kendi trajedisinden böylesi bir "kahraman.."lık öyküsü tasarlaması son derece olağan: İçinde yetiştiği kültürün adeta gerekliliği bu.. "Belgeleme.." amacıyla çektiği video-logun daha ilk cümlesinde bir başkasına sesleniyor olması da: Çünkü Aron, ölse bile, ardında bırakacağı "olay.."ı düşünüyor.. Hakkında bahsedilecekleri..

Açıkçası kısa, hadi bilemedin orta metrajda da gayet özetlenebilecek bir konuyu ~100 dakikaya yaymanın manasını da çözebilmiş değilim: Danny Boyle'un da kendisini tutamayan, sürekli varlığını hissettirme çabası taşıyan yönetmenliğinden de memnun kaldığımı söyleyemeyeceğim.. Varlık göstermeye çalışan James Franco'nun bile kurtaramadığı kof bir iş..

1 yorum:

ilker dedi ki...

filmin sonunu bliyoruz evet adam kurtulacak,fakat o sahneler , o an ki kendini o adamın yerine koymalar zaten insanı ekrana kilitliyor.

o an ki belgelemenin anlamsızlığına değinilmiş.
fakat bu insanın doğasında olan bir şey.

neden video çekmesin ki neden belgemesinki öyle çaresiz bi anı imkanı varken.
bunu atası ilk çağlarda duvarlara yazılar yazmak , resimler çizmek değilmidir.
şimdinin ağaçlara yazması gibi.

insan bir şekilde kendisinden sora geleceklere o anki orada oluşunu hatırlatmak ister .

uzatmadan gergin,belki biraz gişe ama yinede sakinliğin tekdüzeliğin verdiği bir heyecandı bu film benim için.

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NoDerivs 3.0 Unported License.