Kayıt Dışı: Vase De Noces


Thierry Zeno'nun '74 (imdb'de '75 diye geçiyor) yapımı kült filmi Vase De Noces, her bünye için ideal olmayan, bununla birlikte hakikaten kayıt dışı kalmış, daha ilk gösterim yerinde sansürlenmiş, genel dağıtıma sadece iki ülkede (Japonya '75 ve İsveç '09) çıkabilmiş ve ancak 25 yıl sonra dvdsinin basılmasıyla gün ışığına -yeniden, çıkabilmiş bir film.. Wedding Trough ya da daha genel olarak (sanki bir Youtube videosuymuş gibi) The Pig Fucking Movie olarak da biliniyor..

Hikayesi kısaca şöyle: İsimsiz bir çiftlik sahibi, ördekleri, tavukları, hindileriyle birlikte yaşıyor bir de dişi bir domuzu var: Çiftliği bakımsız, genel olarak ilkel koşullarda yaşıyor: Tuvaleti yok, küvet benzeri bir kapta işini görüyor, banyosu yok tulumbayla su çekerek yıkanıyor, klasik tabak çanağı yok, yemeklerini pişirdiği tencereden yiyor vs.. Domuzuna aşık: Onunla sürekli vakit geçiriyor, ona yemek verirken memelerini okşuyor, sevişiyor.. Çocukları oluyor: 3 tane.. Onlar için hırkalar örüyor, kucağına alıp sepette birlikte uyuyor, biberonla besliyor; ancak yavrular annelerine kaçıyorlar: Ancak bu onlar için kötü bir şey: Üçünü de idam ediyor çiftçi, bunu gören anne-domuz intihar ediyor, domuzunun cesedi için açtığı mezara kendisi de uzanıp üzerine toprak örtüyor, ölümü bekliyor çiftçi.. Neden sonra vazgeçiyor..

Kestiği hayvan başlarını kavanozlarda saklayan çiftçi, zaman zaman dışkısını da kavanozlayıp saklıyor-
tanıdık geldi mi??
Aşkını kaybetmenin verdiği hisle işte bu sakladıklarını pişirip yemeye başlıyor, idrar ve dışkısını karıştırıp yiyor/içiyor.. Ve en sonunda kendisini asıyor..

Eğer tiksinmeden buraya kadar okuyabildiyseniz, şunu demek istiyorum: Filmi sırf metinsel bazda değerlendirirseniz evet, zoofiliden koprofiliye uzanan bu skala karşısında dehşete düşebilirsiniz: Ancak görsel açıdan çok farklı bir film Vase De Noces..
İronik bir biçimde rahatsız edici tarafları odaklandığı temalardan ziyade, kimi yönetmenlik tercihlerinden geliyor: Filmde hayvanlara işkence ediliyor, hatta daha filmin başlangıç bölümünde bir tavuğun kafası kesiliyor ve başssız bedeninin çırpınışlarını izliyoruz: Üç küçük yavru domuz film için asılıyor, çiftçinin büyük domuzu taşıdığı sahnede ördek ve tavuklar ayaklarından merdivene bağlanmış vaziyette sürükleniyorlar: Evet, bunlar filmin en fazla eleştirilmesi gereken yönü..

Ancak zoofili konusunda benzersiz bir yaklaşıma sahip film: Hatta sinema tarihinde başka bir benzeri bile yok: Çünkü karşımızdaki, söylemesi her ne kadar tuhaf olsa da, bir aşk filmi: Hem de aşka dair her türlü duyguyu (sevgi, kıskançlık, özlem, kıskançlık, kayıp ve vermiş olduğu üzüntü, onsuz yaşayamama fikri, ona benzeme, hatta bir olma) barındırıyor: Film de bu açıdan benzersiz bir yaklaşıma sahip: Belgesel-ötesi diyebileceğimiz bir şekilde akıyor: Taraf tutmadığı gibi, tek bir diyalog (yorum) içermemesi de ortadaki şeyi çok farklı kılıyor: İlahileri kullanması da bu yüzden..

Koprofili konusunda çeşitli okumalar yapılabilir, özellikle çiftçinin dışkısına verdiği önem (saklaması) düşünüldüğünde, ancak dışkı/idrarını yeme/içme sahnelerini ben bu şekilde okumuyorum: Kaybın ardından birlikte mezara girdiği domuzuna benzemek, onun gibi olmak için bunu eyleme döküyor bana kalırsa: Filmin de domuzu bir yerde gübre yerken göstermesi boşuna değil bu açıdan bakıldığında.. Ve evet, bünyesi kabul etmiyor dışkıyı çiftçinin, kusuyor: Onun gibi olamayacağını bildiği için intihar ediyor..

Çok saf olması için belli ki üzerinde düşünülüp taşınılmış bir proje Vase De Noces: Hayvan işkenceleri hariç, her ayrıntısı da bunu destekliyor.. Ayrıca filmdeki sevişme sahnelerinin grafik olduğunu belirtmeme gerek yok sanırım..
Tuhaf bir deneyim, güzel bir aşk hikayesi en nihayetinde..

Ancak film ilk gösterimine Avustralya'da çıkacakken sansürle başı belaya giriyor ve festivaldeki gösterimi yasaklanıyor ve çok uzun bir süre Avustralya'da yasaklı kalıyor: O dönemde sadece Japonya'da dağıtım imkanı bulabilen film, birkaç festival gösteriminden sonra tarihe karışıyor: Ta ki '09'a dvdsi basılana kadar: Aynı yıl İsveç'te dvdsi çıkan ve dağıtıma çıkan film küçük bir kitleden daha fazlasına ulaşmaya başladığında hızlıca ufak bir külte dönüşüyor: Yakın zamanda bu kitlenin büyüyeceğinden de eminim: Aylar öncesinden siparişimi verdiğim dvdmin dün elime geçmesi yüzünden ancak dün izleyebildim, ancak önyargısız tüm seyircilere tavsiye edebilirim.. Her şey bize öğretildiği gibi olmak zorunda değil: Çiftçinin yavru domuzu yüzünde uyuttuğu bir sahnedeki gibi..


1 yorum:

Yılmaz Coşkun dedi ki...

Gayet güzel bir analiz olmuş.

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NoDerivs 3.0 Unported License.