Kader



Zeki Demirkubuz'un '06 yapımı filmi Kader, umutsuz bir aşkın hikayesi..

Tüm gücünü son derece süssüz olmasından alan film, daha henüz başlangıç anlarından itibaren üzerinize balyoz gibi iniyor ve bitene değin nefes almanıza izin vermiyor: İstanbul varoşlarında başlayan bu oldukça gerçekçi hikaye, Kars'ta belli bir belirsiz bir mutlulukla sonlandığında, neredeyse pornografik düzeye varan bu gerçeklik karşısında kendimi yorgun hissediyorum, hissettim.. Bunca ağırlığın yükünü Bekir ya da Uğur, veya filmdeki diğer karakterlerle üleşmişim gibi hissedişim de bu yüzden.. Sade mizansenler, doğal ışık bizi de o mekanların içine sokuyor, felçli babanın karşılığını buluyorum içimde.. O'yum, O'yuz.. O..

Eduard Artemyev'in o olağanüstü bestesi (Stalker müziği) girdiğinde (bu arada filmi ilk izleyişim..) şaşırıyorum: Öyle ya, her şeyin bu denli "açık" olduğu filmde, tüm bilinmezliğiyle hep karşımızda duran Stalker göndermesi niye?? Başta sadece takip etme dürtüsünden-
ama hayır, fazlası var.. Finalde anlamlanıyor sadece..

Uğur, umutsuz bir aşkla koşuyor Zagor'un peşinden, orospuluk yaparak kazanıyor geçimini: Adam nereye, o oraya..
Bekir, umutsuz bir aşkla koşuyor Uğur'un peşinden: Görece zenginliği, efendiliği her şeyiyle dönüşüm geçirmiş halde dibe batıyor.. Karısını daha dört aylık evliyken terk ediyor, çocuğu doğduğunda onun yanında olmuyor, Uğur (da) Uğur diye yollara düşüyor, esrar gecesinde çocuğun söylediği gibi: "Kerem ile Aslı'nın aşkı nedir ki??"
Toplumsal açıdan bakarsak, evet Bekir, tam bir sorumsuz, üstelik bencil, düşüncesiz.. Ancak filmin önemsediği şeyler bunlar değil: Uğur'la Bekir'i karşı karşıya getiriyor film..

Stalker değil ama Bekir-
henüz: Tarkovski filmi bağlamında ele alırsak kabullenişin hikayesi: Uğur, en başından beri Stalker çünkü: Stalker nasıl ki Zone'un tüm kurallarını kabul etmişse, o da daha Zagor hapishaneye düştüğünde kuralları (kader diye okuyun, film bunu öğütlüyor çünkü) kabulleniyor: Aşkı uğruna başka adamlarla birlikte olmasına rağmen, sadece Zagor'u sevdiğinden eminiz: Çocuk yapsa, evlense bile bu durum değişmiyor..
Oysa Bekir, Stalker değil, Tarkovski filmindeki yazar ya da profesör gibi: Şüpheleri var: Uğur'un bir gün onu seveceğini düşünüyor: Beklediği şey gerçekleşmeyince tecavüz etmeye kalkışıyor, tokat attığı, orospu diye aşağılıyor.. Uğur demir gibi oysa.. Anlayamadığı, anlam veremediği şey de tam olarak bu: Geçirdiği dönüşüm onu toplumsal açıdan dibe çekse de, öğreniyor: Zone'un (Uğur diye okuyun) kurallarını ne zaman kabul ediyor (kaderini kabulleniyor) işte o zaman kalmasına izin veriliyor.. Bekir kapı açıldığında hiçbir şey yapmıyor, çünkü Uğur'un hiçbir zaman olmayacağını -sonunda, anlamış oluyor..

Aşk için hiçbir şey yapmama konusunda eminseniz eğer benim gibi, filmdeki çabaları görmezden gelmek için ekstra efor sarf etmeniz gerekebilir.. Yoksa bu yazıyı yazmak yerine bavulumu toplamaya başlamıştım..


2 yorum:

Medecophobic dedi ki...

Kader'i Stalker ile bağdaştırman bana zorlama geldi açıkçası.Zeki Demirkubuz sadece Artemyev'in Stalker temasını kullanmış.Sanırım Bekleme Odası'na da koymuştu o müziği.

bruno falconeri dedi ki...

demirkubuz sinemasının zirvesi bence, ufuk bayraktar'ın, karakterin gelişiminde gösterdiği performans inanılmaz. filmin sonunda birahanedeki sahnede ve devamında esrar alemindeki oyunculuğu müthiş..

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NoDerivs 3.0 Unported License.