La Planète Sauvage


'73 yapımı Rene Laloux animasyonu La Planete Sauvage, oldukça etkileyici bir yapım: Son iki yazıdır, hayvan dünyasında geçen filmlerin insanlara/-lığa da uyarlanabilecek yapısını düşündüğümüzde, Fantastic Planet (ki, filme bundan sonra bu adla sesleneceğim..) insanı "kurban.." olarak kodlayarak bunu bir adım daha öteye taşıyor: Bu açıdan distopyasının tonu zaman zaman oldukça karanlık bir ton kazanıyor..

Hikayesi şöyle: Draag adında bir uzaylı-ırk var: İnsana benzemelerine rağmen, devasa boyutlara, kırmızı gözlere sahipler: Ayrıca kullandıkları zaman sistematiği oldukça farklı: Onların bir haftaları, insanların bir yılına eşit.. Bir de insanlar var, ki Draaglar onlara "Om.." diyorlar.. Filmin açılışında Draag-çocuklar kucağında bebeği olan "vahşi.." bir Om kadınıyla oynuyorlar ve onu öldürüyorlar.. Ortada kalan bebeği Sihn'in kızı Tiva alıyor ve onu oyuncağı yapıp, Terr adını veriyor.. Birlikte büyüyen Terr ve Tiva, Draag bilgilerini de birlikte öğreniyorlar-
babası her ne kadar bunu istemese de.. Tiva'nın yetişkinliğine adım attığı meditasyon töreninden sonra kendisiyle yeteri kadar ilgilenmemesini fırsat bilen Terr, Tiva'nın kulaklığıyla birlikte kaçıyor ve vahşi Om'larla birlikte yaşamaya başlıyor.. Hep birlikte Draag bilgilerini öğrenmeye başladıktan bir süre sonra Draaglar yaşadıkları bölgeye bir saldırı düzenliyorlar ve birçok Om bu sırada ölüyor.. Bu olay ertesinde dağınık haldeki Om toplulukları da bir araya geliyor ve Fantastic Planet'e gitmek için (Draag bilgilerini kullanarak..) roket yapıyorlar.. Yine o sıralarda Draagları öldürmenin yolunu keşfedince iki ırk barış yapıyorlar ve birarada yaşamaya başlıyorlar-
her ne kadar uydu inşa etseler de..

Filmi birçok açıdan değerlendirmek mümkün, ancak ben üzerinden geçen onca yıl ertesinde günümüzde daha da anlam kazanan Obskürantizm noktasından yaklaşacağım.. Draagların, Omların yıllar içindeki birikimlerini yorumlama biçimleri, onları küçümsediklerinin yanı sıra, kendilerini de en üst noktaya koyduklarını belirtiyor: Geldikleri noktada, yeni bir şeyler yapmak yerine, gelişimin önünü tıkamakla daha çok meşguller.. Devletler nasıl okul eğitimiyle, resmi politikalarını çocuklara aşılıyorlarsa, Draaglar da aynı uygulamayı kulaklıklar aracılığıyla, ancak çok daha tek-tipleştirici bir şekilde yapıyorlar: Zira, herhangi bir Draag'ın tek bir öğrenme biçimi var ve o bilgiyi silmesi (ya da araştırması..) mümkün değil-
verilen bilgilerin daha çok "bilimsel.." olup, politika gibi şeyler ihtiva etmemesi ilginç bu noktada..
Draaglar, Omları medeniyetlerine kabul etmeyip, sistemlerinden dışlamaları bir yana, işi soykırıma kadar taşımaları da oldukça tanıdık geliyor: Öjenik bir yapılanma karşımızdaki-
kanlarının mavi oluşunun da imlediği bir "soylu.."luk durumu var: Soykırımın meşruiyet ayağını da sistemin işlerliğini bozmalarında yatıyor-
ki, günümüzde "öldürme.." söylemi dillendirilmese de, benzer sebeplere kaynak aktarımı kesilen, veya başka yöntemlerle cezalandırılan çeşitli toplumsal katmanların yapısı düşünüldüğünde hala aynı kafanın dolaşımda olduğu da ortada..

İşin bilgi kısmına geldiğimizdeyse, iki şekilde durumu özetliyor film:
i) Omlar açısından, bilgi önemlidir, gelişimini sağlayıp üzerindeki tahakkümü k/ald../ırabilirsin..
ii) Draaglar açısından, bilgi önemlidir, yıkılmak istemiyorsan kimseyle paylaşmamalısın..
Finalde bu iki görüşü dengeleyen filmin tavrını ideal bulmak olası, ancak beri yandan naif olduğunu da kabul etmek gerekiyor: Çizdiği distopyanın yansımasında işler hala değişmiş/-ebilmiş değil çünkü :))

Hakkaten çok güzel bir film kendisi: Düşünsel altyapısı bir yana, yarattığı gezegen ve olağanüstü ses işçiliği için bile izlenebilir..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NoDerivs 3.0 Unported License.