Wong Kar Wai etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Wong Kar Wai etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Fa Yeung Nin Wa


'00 yapımı Wong Kar Wai filmi Fa Yeung Nin Wa, Adile Naşit - Münir Özkul, Hulusi Kentmen - Mürüvvet Sim ve Şener Şen - Ayşen Gruda'dan sonra fikrimce birbirine en yakışan iki oyuncunun Meggie Cheung - Tony Leung Chiu Wai'nin rol aldığı büyüleyici bir kadın/ın film..

Hikayesiyse şöyle: Chow ve Chan eşleriyle birlikte yan dairelere taşınıp, tanışırlar.. Yüzlerini hiçbi zaman göremediğimiz eşleriyse birliktedirler.. Aldatılan kadın ve erkeğimizse yolda karşılaşmalar, kitap değiş tokuş etmeler, eşlerinin kendilerini aldattığını itiraf etmeler derken, giderek yakınlaşırlar.. Ancak koşullar Chan'ı toplumun beklentilerine göre yaşamaya zorladığından ayrılıkları da gecikmez..

Evet, nasıl oluyor da bir orta-yaş filmi bizi bu kadar etkileyebiliyor?? Açıkçası bunun Chan'la alakalı olduğunu düşünüyorum.. Çünkü tüm yükü o taşıyor.. '60'lar Hong Kong'una (genelleyelim: Uzak Doğu toplumlarında kadının rolüne..) etkili bir bakış sunan filmin tüm meziyeti de buradan kaynağını alıyor.. Evli bir kadının aldatılma karşısında susuyor olması, başka bir ilişkiye toplumun (görünmeyen..) baskısı yüzünden başlayamaması ve pişmanlıkla geçen yıllar.. Çocuk doğurmasıysa oldukça manidar..

Filmin rahat kurgusu ve noodle alma leitmotifleri çok şey katıyor bünyesine: Tesadüfi karşılaşmalar, buluşmaya dönüşüyor, dedikodular çıkmaya başlayınca 2046 numaralı odaya taşınıyor, ancak ayyuka çıkma olasılığı karşısında ayrılıyorlar da: Chan'ın kaldığı evden aceleyle çıkışı ve 2046'daki ağlama sahnesi, Singapur'a gidip Chow'u aradığı ancak konuşmadığı sahneler insanın yüreğini dağlıyor.. İçindeki sırla yaşayamayan Chow'un tapınaktaki deliğe sırrını paylaşması da keza..

Kar Wai'nin sevişme sahnelerini kesmesinden de bahsetmeliyiz: Aradaki büyüyü bozmamak için yönetmenin böyle bir seçim yapması teknik açıdan kabul edilebilir bir şey, ancak o dönemki ahlakçılığı filminde yeniden inşa etmesi de kabul edilebilir gibi değil..

Ayrıca 2046'nın dvd ekstrasındaki röportajından Fa Yeung Nin Wa ve 2046 arasındaki ilişkiyi açıkladığı bölümü de yazmak istiyorum..
- 2046, Fa Teung Nin Wa'nın duygusal karşıtı gibi görünüyor: Bu bilinçli bir karar mı??
- Bence Fa Yeung Nin Wa, aşk hikayesi.. Filmdeki yazar bi aile adamı, evlilikte kendini adamaya inanıyor, çok çalışıyor, evde kalıyor.. Ama Maggie'yle yaşadıklarından sonra Hong Kong'a dönüyor, başka bi uca geçiyor: Artık evli değil: Kendini adamaya inanmıyor, bencil bi insana dönüşüyor: Ve ev yerine otellerde kalıyor.. Fa Yeung Nin Wa, iki kişinin aşkını anlatıyor, ama bu kişilerin arasındaki fiziksel teması görmüyoruz, ama aşkın büyüdüğünü hissedebiliyoruz.. Ama bence 2046, yazarın hikayesi: Aşkın onun için anlamını anlatıyor.. Bu filmde, Maggie bi insan değil, bi hayal*, hatırasında yaşayan ideal kadın.. Bu kadını hayatında karşılaştığı tüm diğer kadınlarla karşılaştırıp, yeniden bir ilişki yaşamaya çalışıyor: O duyguyu yeniden yaşamak, kaybettiği aşkı bulmak istiyor: Sonunda istediğinin bu olmadığını fark ediyor.. İki filmin farklı yaklaşımı var: Bir bakıma birbirinin aynası.. Ya da şöyle söyleyeyim, seyirci önce Fa Yeung Nin Wa'yı seyretmediyse, önce 2046'yı seyretmeli: Maggie ve Tony arasında ne geçtiğini merak ediyorsa Fa Yeung Nin Wa'yı izlemeli: Romanın kayıp bölümü gibi bir şey..

*: Sanırım tamm da bu yüzden Maggie Cheung'un yer aldığı sahneler sonradan 2046'dan çıkarılmış..
Read more

Chacun Son Cinema




Cannes'ın 60. yılı için hazırlanmış bi seçki.. Aslında "Chacun Son Cinema Ou Ce Petit Coup Au Coeur Quand La Lumiere S'eteint Et Que Le Film Commence.." gibi olağanüstü uzun bi ada sahip.. Seçkiyi, 7 haziran '07'de CNBC-e yayımlamıştı (o zamanlar tv izliyordum, eet..), ben de izlerken notlar almıştım..

Bazıları oldukça sıkıcıydı, önce bunlardan başlamak lazım: Nanni Moretti'nin yönettiği Diaro Di Uno Spettatore şüphesiz, samimi olma kaygısıyla çekilmiş olmasına rağmen, serinin en igğrenciydi.. Sürekli kendinden bahsetmesi filan..
Aynı şekilde Jane Campion bölümü The Lady Bug da fazlasıyla iticiydi, Die Verwandlung'u anımsatan yapısı, sonlara doğru iyice farklılaşıp, saçmalıyordu..
Lars von Trier, yine şovunu yapıyor: Ve bu adam, sırf bu tavrı yüzünden git gide katlanılmaz birine dönüşüyor, sevmiyorum.. Ancak cinayet sahnesi, tüm film içindeki en kusursuz çekilmiş sahnelerden biri, birisiydi, hakkını yememek lazım..
Elia Suleiman'ın Irtebak'ı da, Mr. Bean'i fazlasıyla çağrıştırıyordu ki, bu tarz hikayelerin modasının geçtiğini birileri bu adama söylesin..

Vasat olarak nitelenebilecek bölümlerin temel sorunuysa benzer temalar çevresinde dolaşması: Agop Egoyan'ın çektiği bölüm, nedense etkileyici olmuyor, aynı şekilde Dans l'obscurite adlı iki yönetmenin çektiği bölüm de fazlasıyla klişe, müziği ise oldukça başarılı..
Yine benzer temaları işleyen Youssef Chahine'in filmi, Claude Lelouch'un filmi ile, David Cronenberg bölümü de beklenen etkiyi yapmıyor..
Kendini fazla zeki sanan senaryosuyla Olivier Assayas da o kadar etkileyici olamıyor..
Gus Van Sant'ın ilk öpücüğü (filminin Türkçe karşılığı buydu..) ve Roman Polanski'nin erotik sineması (-yine, aynı şekilde filminTürkçe karşılığı buydu..) da o kadar güzel değiller..

Muhteşem olanları da vardı:
Alejandro Gonzalez Inarritu'nun Anna'sı kesinlikle, Babel'den çok daha etkileyici..
Zhang Yimou'nun En Regardant Le Film'i ise o kadar pozitif, o kadar sıcak ki.. O çocuk gibi uykuya dalası geliyor insanın..
Takeshi Kitano'nun bölümüyse, kendine özgü mizahı, göndermeleriyle çok başarılı, genel planları ise muhteşem..
Aki Kaurismaki ve Theo Angelopoulos'sa, yine bildiğimiz gibi..
Abbas Kiarostami'nin Romeo'sunu arayan kadınları'nın (-yine, filmin Türkçe karşılığı buydu..) performansları muhteşem..
Wim Wenders'in kongo'daki barışın ilk yılını görselleştirmesi, insanın için oturuyor..

Ve bence tüm bölümlere bedel iki bölüm vardı:
Amos Gitai'nin Varşova ve Hayfa'nın bombalanmasını muhteşem bi şekilde birleştiren Le Dibbouk De Haifa'sı, inanılmaz görselliğinin yanında, politik sularda dolaşmasıyla da benzersizdi..

Ve Wong Kar Wai'nin orgazm güzelllemesi: I Travelled 9000km To Give It To You.. Aşkın filmini bu adamdan başkası çekmesin.. Hiçbiri onun kadar etkileyici olamıyor çünkü..
Read more
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NoDerivs 3.0 Unported License.