Eli Roth etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eli Roth etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Hostel: Part II


Eli Roth'un '07 yapımı ikinci Hostel filmi, ilkinin (de..) gerisinde ancak, bir-iki sahnesinde yakaladığı ton ilkinde bile yok..

İlk filmin aksine, daha "masum.." (termallerin keyfini sürmek..) bir amaçla Slovakya'ya giden üç kızımız da, benzer bir sona uğramak üzere tabii.. Ve tabii ki sona kalan, kendini kurtarıyor..

Öncelikle filmin paranoyak açılış rüya sahnesi, gerçekten işlevsel: Hem filme etkili bir giriş yapmamızı sağlıyor, hem de iki filmi birbirine bağlıyor: Ancak Paxton, şebekenin radarından kurtulamayıp ölüyor..

Diğer sahneyse, ilk kızımızın ölüm sahnesi: Erzsebet Bathory'ye gönderme yapan bu fetiş ötesi sahne, tüm filme bedel bir görsel ziyafet sunuyor cidden..

Bunun dışında, film tabii ki, ilk filmden daha fazla bilgi vermeye başlıyor Elite Hunting hakkında.. Kurbanları öldürmek için açık artırma yapılıyor"muş.." misal (ilk filmdeki ücret tarifesi açılış fiyatını gösteriyor..), kazanan hangi aletleri/mizanseni istediğini seçiyormuş, kurbanı öldürmeden oradan çıkış yasakmış (yoksa sizi öldürüyorlar..), kulübe girebilmek için simgelerini dövme olarak yaptırmak zorundalarmış da -mış..

İnternetteki underground klanlar gibi çalışan bu sitenin mafyöz tarafının özellikle belirtilmesi filmin gerilim ayaklarından birini taşısa da, zenofobi ayağına da çok güzel bir şekilde hizmet ediyor-
soğuk Savaş tortusuna bağlayabileceğimiz bu durumun tam da Amerika'nın Polonya'daki üssüne yerleştireceği füzeler için karşılıklı kozların/blöflerin oynandığı o çalkantılı döneme denk gelmesi de belki benim komplo teorimin bir uzantısı, ancak "batılı olmayan.." Avrupalılara karşı Amerikalıların bakışının köklerine indiğimizde o kadar da "abartı.." durmuyor sanki..

Bir de, onlarca kez izlediğimiz psikolojik dönüşüm var filmde: Biri, birisini öldürmeye çok meraklı adamımızın bunu gerçekleştirememesi, ve fakat bu işe oldukça temkinli yaklaşan diğer adamımızın ölüm makinesi dönüşmesi.. Sığlıkta bir eşik..

neysse,, Erzsebet Bathory göndermeli fecii fetiş ölüm sahnesi ve bir de açılıştaki rüya sahnesi için bile izlenmesi gereken bir film Hostel: Part II.. Geri kalan ~85 dakikada sıkılmamak için ne yaparsınız, onu bilemem..

*: Bu yazıyı M.I.A. - XXXO eşliğinde yazdım..
Read more

Hostel


'05 yapımı Eli Roth filmi Hostel, birkaç açıdan sorunlu bir film.. Bunun sebebiyse Otto Kernberg'e atıf yaparak söylersem eğer, konvansiyonel olmasında yatıyor-
her ne kadar öyle görünmese de..

Hikayesiyse şöyle: Üç genç Amsterdam'da kız peşinde koşmakta ve fakat amaçlarına ulaşamıyorlar: Tanıştıkları bir çocuk onları Slovakya'ya yönlendiriyor: Seks için her şeyi yapabilecek durumda olan gençlerimizse soluğu orada alıyorlar ve fakat teker teker ortadan kayboluyorlar da: En son tuzağa düşen Paxton (köpek adı gibi tınlamıyor mu sizce de??) kurtulmayı başarabiliyor ve intikamını da alıyor..

Film, torture porn adı verilen -yeni, janrın öncülerinden olmasına rağmen, gayet klişe kodlar üzerinden işliyor: İkinci filmin eleştirisini yazarken çok daha ayrıntılı olarak değinirim de, seksin kullanılışı çok ilginç: Kernberg'in sözleriyle yazarsam: "Aleni cinsellik konvansiyonel dramada değersiz, aşağılık ve saldırgan ilişkiler ya da "tuhaf.." insanlarla bağlantılıdır.."
Love Relations: Normality and Pathology..
İkinci filmde, ilk filmdeki gibi herhangi bir seks sahnesi göremememizin sebebi de bu cümlede saklı.. Çünkü ikinci filmdeki kadın karakterler "tuhaf.." ya da değersiz değil.. Ancak, ilk Hostel filmindeki kadınlar değersiz ve tuhaflar, o yüzden seks de alabildiğine görselleşebiliyor..

Paxton'ın kendini kurtarması da var tabii: Katharsisin sağlanması için kötülerin yenilmesi gerekiyor ve fakat, Paxton üçüncü sınıf milliyetçi aksiyon filmlerindeki gibi bir dönüşüm geçirerek "dünyayı.." kurtarıyor..

Filmde, ayrıca zenofobinin her türlüsünün izini sürmek mümkün: Hatta öyle ki, film/ler sonrasında bırakın Slovakya'ya gitmeyi, interrail konseptine bile mesafeli yaklaşmaya başladım.. Eli Roth her ne kadar "çoğu Amerikalının adını bile duymadığı bir ülke: Ben bunu ters-yüz etmek için Slovakya'yı seçtim.." dese de, olayın pek de öyle olmadığını anlamak için alim olmaya gerek yok..

neysse,, bir de gizli bi klanımız var: Açıkçası filmin en yaratıcı olduğu alan da bu klan: Açıkçası aksiyonist okumalar da yapmak da isterdim kendileriyle ilgili, ve fakat film bunu taşıyamayacak kadar sığ..
Read more
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NoDerivs 3.0 Unported License.