Seong-kang Lee etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Seong-kang Lee etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yeu Woo Bi


'07 yapımı Seong-kang Lee filmi Yeu Woo Bi, şirin bir şey.. Seçkide yer almasının sebebiyse, Secret Of Kells, Hanuman, Sita Sings The Blues'taki gibi bir efsaneyi konu edinmesinden kaynaklanıyor..

Bir Kore inanışı olan Kumiho, dokuz tane kuyruğu olan bir tilki aslında ve kötü olduğuna inanılıyor.. İstediği her canlının formuna geçebilen Kumiholar, insanların ruhlarını çalabiliyorlar..
Film de, hayatta kalan son Kumiho, Yobi'nin hikayesini takip ediyor..

Yobi, ergenliğin eşiğinde bir Kumiho.. Uzaylı dostlarıyla birlikte yaşıyor (ki, onlar da uzay gemilerinin dünyaya düşüşüyle tanışıyorlar Yobi'yle.. Ve bir okul var, kamp yaparken Yobi'nin sınırlarına giriyorlar ve Yobi, bir tanesinden etkileniyor.. Geçiş nesnesi olarak peluş oyuncak ayısı olan, hiç konuşmayan bir kız çocuğu var (ki, pek şeker sahiden de..) İşler karışınca uzaylıların biri, birisi, en miniği kendini o geçiş nesnesinin yerinde, kızımızla birlikte uyur halde buluyor.. Onu kurtarma görevi haliyle Yobi'ye düşüyor ve bu uğurda okulda öğrenci olan Yobi'nin sırrı iki defa öğrenilmenin eşiğinden dönüyor..
Yobi'yi yakalamak isteyen bir adam da var (isimlerini aklımda tutamadığım için böyle niteliyorum..), ondan kaçarken adeta doluya tutuluyor Yobi: Bir başka hayaletin tuzağına düşüyor ve sevdiği çocuğun ruhu çalınıyor.. Onu kurtarmak için kendini feda etmeye hazır olan Yobi'yi finalde bir sürpriz bekliyor..

Film çok fazla yan hikayeye sahip, zaman zaman sarksa da, muhteşem görüntüleri bunu es geçmemizi sağlayabiliyor.. 2 disklik dvdsindeki yapım belgeseli de oldukça doyurucu bu açıdan.. Ancak, yönetmenin diğer filmi Mari Iyagi'de de belirttiğim gibi, film boyu peşinizden ayrılmayan bir "Miyazaki imgeleri bunlar.." hissi var: Çeşitli görsel tasarımlar, mizansenler, efektler Miyazaki'ye fazlaca benziyor..
Bunu, olumsuz anlamda söylemiyorum: Sonuçta oldukça yakın coğrafyalardan bahsediyoruz, aynı/benzer yaklaşımlar (animizm, ruh ç/alma, çeşitli canlıların tasarımları..) bulunabilir, ancak bu Yeu Woo Bi için bazen handikaba dönüşebiliyor-
hatta dönüşmüş gibi..
Ancak, filmden etkilenmeler de yok değil: Secret Of Kells'in afişindeki "yapraklar arasında görünen yüz.." besbelli bu filmden alınmış..

Yeu Woo Bi, görsel açıdan oldukça tatminkar olmasının yanı sıra, gayet şirin dediğim gibi: Ancak tıka-basa doluymuş, her şey "çok fazla.."ymış gibi hissettiriyor..
Read more

Mari Iyagi


[Yine bir ayrılık filmi..]

'02 yapımı Seong-kang Lee filmi Mari Iyagi, fazlasıyla duygusal bir yapım ve bu zaman zaman handikaba dönüşebiliyor..

Olağanüstü bir açılış jeneriğiyle başlayan filmin konusuysa şöyle: Nam-woo, küçük bir çocuk.. Annesi, dedesi ve büyükannesiyle yaşıyor: Babası yok.. En yakın arkadaşıysa Jun-ho: İkisinin birlikte yapmaktan en çok keyif aldıkları şeyse, denizdeki batan bir teknede kaptancılık oynamak-
film, bir balıkçı köyünde geçiyor..
Jun-ho'nun Seul'e gidecek olması, annesinin yeni bir flört dönemine girmesi, büyükannesinin yaşlılık problemleri, deniz fenerinin restorasyonu derken kendini zor bir dönemin içinde buluyor.. Ve bununla baş edebilmek için de hayal dünyası, daha doğrusu bilinçaltı (Mari..) devreye giriyor..

Bir kabullenme ve olgunlaşma hikayesi olan film, Semih Kaplanoğlu'nun Süt'ünü akla getiriyor zaman zaman.. Başrolüne büyük bir sevgiyle yaklaşan film, zaman zaman bunu mizansenleri, müzikleriyle fazlaca abartabiliyor ve bu da filmin aleyhine işliyor: Bunun dışında (yarın da göreceğimiz gibi..) Miyazaki imgeleri olarak hafızalarımıza kazınan imgelere benzer imgeler karşımıza çıktığında filmden uzaklaşmak da mümkün.. Aslında bunda "suç.." Seong-kang Lee'nin değil, beslendikleri ortak kültür, ancak yine de rahatsız edici olabiliyor..

Filmin, terk depresyonunu işlemesiyse oldukça güzel: Nam-woo'nun hayal dünyasına girişleri, adeta psikotik ataklar şeklinde gelişiyor: Suyun içinde/altında olma, havada uçma gibi daha çok egosal sorunlarına (baskı, özgürlük hissi vs..) işaret eden yerlerde bulunması meselenin bir ayağıyken, diğer ayağını da şizotipal görüngüler (misket, Mari gibi inanışlar..) oluşturuyor.. Fazla patolojik sosa bulamış görünüyor olabilirim, ancak Nam-woo'nun, bu terk depresyonuna karşı inkar gibi savunmalar geliştirmediğini düşünürken, finaldeki twist devreye girince durumun patolojik olduğunu anlıyoruz..

Genel olarak iyi bir iş ama, Mari Iyagi.. Açılış jeneriği için bile izlenmeyi hak ediyor..
Read more
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NoDerivs 3.0 Unported License.