Hair High etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hair High etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Idiots And Angels


"Hair High'ın tam zıddı: Svankmajer ya da (animasyoncu olsaydı..) David Lynch de böyle yapardı: Epey karanlık ve gerçeküstü.."
Böyle tanımlıyor Bill Plympton '08 yapımı -şimdilik, son uzun metraj filmi Idiots And Angels'ı-
28. Uluslararası İstanbul Film Festival kataloğu..

Jan Svankmajer lafının edilmesi boşuna değil: Çünkü filmde, tıpkı Svankmajer başyapıtlarından Spicklenci Slasti'de olduğu gibi, tek bir monolog/diyalog yok: Sadece kızgınlık/mutluluk gibi duyguların ifadesi homurtu/kahkahalar var..
David Lynch etkisiyse filmin kabus gibi atmosferinden kaynaklanıyor.. Kara-film tadında süper bir iş..

Filmi ~1.5 sene önce festivalde izlediğim için aklımda kaldığı kadarıyla hikayesi şöyle gelişiyor/du: Angel, yasa dışı yolla silah satan biri, birisi: Oldukça gergin biri, birisi: Takıldığı barınsa sadece iki müşterisi var: Kendisi ve yaşlı bir (muhtemelen..) fahişe.. Barı yaşlı bir adam ve genç (ve güzel..) eşi işletiyor..
Bir sabah uyandığında Angel, sırtında iki küçük kanat fark ediyor, ancak hemen onları kesiyor.. Ertesi gün kanatlar bu defa daha büyük bir halde uyanıyor.. Barda kanatları ortaya çıktığında herkesler bundan nasıl para kazanacağını düşünürken, bar sahibinin eşi Plymptonesk (eheh, bunu da kullandım sonunda..) bir hayal kuruyor.. Olaylar karışıyor, araya doktor giriyor, bar sahibi Angel'ın kanatlarını çalıp, müşteri kazanmak için şehirdeki tüm barları bombalıyor vs.. Finalde kazanansa aşk oluyor ve kanatlar yok oluyor..

Filmi değişik şekillerde yorumlamak mümkün.. Din sosuna bularsak eğer, kanatların vicdanı temsil ettiğini söyleyebiliriz: Zira, Angel, basbayağı "kötü.." bir adam: İnsanlara zarar vermekten, barın sahibinin eşini taciz etmekten vs.. çekinmiyor: Kanatlar çıktığında, onu iyi davranmaya zorluyorlar: Gönülsüz (dahi kızgın..) bir şekilde Angel adeta bir süper kahraman gibi "iyilerin dostu, kötülerin düşmanı.." oluyor, ancak bunları kendi isteğiyle yapmadığı için "ilahi.." bir "şey.." devreye giriyor: Angel bunu ne kadar reddetse de, "seçilmiş.." olduğu için karşı koyamıyor.. Dahası ölüp, yeniden diriliyor/doğuyor..

Ancak, din özelinden sıyırıp, meseleyi toplumsal/vicdani bir noktaya taşımak daha yerinde olur gibi: Doktor ve bar sahibi, mesleki etikten uç derecede yoksunlar: Tek amaçları para kazanmak.. Barın diğer müdaviminin de bu konuda onlardan pek geri kalır yanı yok.. Dahası Angel da en az onlar kadar kötü-
plympton'ın filmografisindeki başka bir tema bu da: Filmin ismindeki Idiots da bunu, şimdiye kadar hiç olmadığı kadar açık imliyor..
Ancak kanatlar, "ideal.." davranmak için zorluyor takıldığında: Angel kadar, bir ara kanatları takıp barları bombalayan bar sahibi de buna karşı koyuyor: Yine de kazanan kanatlar oluyor..

İyi olma halinin dışarıdan bir müdahaleyle sağlanması konusunu film, kanatların sembolizmiyle işliyor: Hepimiz bir şekilde doğduğumuzdan itibaren çeşitli toplumsal kuralları öğrenip, ona göre davran/maya çalış../ıyoruz: Aileyle başlayan bu eğitim, yaşam boyu devam ediyor: Kuralları çiğneyenlere karşı verilen cezaysa, genellikle ayıplanmak, toplumsal yapının dışına itmek vs.. oluyor: Kanatlar bu noktada, Angel "kötü.." bir şey yapacağı/hiçbir şey yapmayacağı zaman (yalnızken dahi..) içinde duyduğu o "ideal.."in sesini bastırmasına engel oluyor: Aslında oldukça korkunç bir hal alıyor bu fikir: Angel da, istediği gibi davranmak istediği için sürekli kurtulmak istiyor kanatlardan: Ancak ne yapsa da yeniden ve ısrarla çıkıyorlar.. Binyıllar önce inşa edilen ve herkeslerin içselleştirmesi beklenen toplumsal/vicdani sorumluluğun nasıl bir mengeneye dönüştüğünü/-ebildiğini gayet güzel özetliyor film..

Bir de Eros/Cupid-Psyche olayı var: Dinsel, toplumsal vs.. gibi şeyler dışında filmi bu bağlamda değerlendirmek çok daha keyifli olabiliyor-
azıcık zorlama da olsa, eheh..
Eros'un Psyche olan aşkı malum: Angel da, bar sahibinin eşine karşı cinsel bir çekim duyuyor, dahası bunu tacize varacak şekilde eyleme dökebiliyor-
ki, en son ortaokul yıllarında bırakıldığını sandığım bir parmak oyunu bile yapıyor..
Bar sahibinin eşiyse, evliliğinden mutlu değil, ancak Angel'dan da hoşlanmıyor: Ancak (Plympton'ın anti-Hair High demesi burada devreye giriyor..) nefret sevgiye dönüşüyor ve ikisi mutlu olabiliyorlar.. Finaldeyse Eros'la Psyche'nin ilk ayrılığının aksine, mutlu mutlu sevişen çiftimiz oluyor ve kanatlar yok oluyor..

Olağanüstü bir güzellik Idiots And Angel, hem teknik hem de hikaye anlatığıcı düzeyinde şimdiye kadarki en iyi işi Plympton'ın-
ancak benim favorim hala I Married A Strange Person!!

*: Tom Waits - Kommienezuspadt güzelliğini de unutmamak lazım tabii..
Read more

Hair High


Plympton'ın '04 yapımı filmi Hair High, her zamanki gibi kendisinin özgün tarzının ürünü olan, müthiş bir seyirlik.. Öyle böyle değil..

Oldukça aşina olduğumuz hikayesiyse şöyle: Bir çift Jojo'nun dükkanında oturmaktalar, Jojo onlara Cherri ve Spud'ın hikayesini anlatmaya başlamasıyla film de akmaya başlıyor.. Cherri okulun en popüler kızı, Rod'sa okulun en güçlü erkeği: Okula yeni bir çocuk geliyor: Spud.. Biyoloji dersinde Spud, Cherri'yi küçük düşürünce, Rod'un işkenceyle örülü korkutma politikası devreye giriyor ve Spud Cherri'nin kölesi oluyor: Kız okumadığı halde yanında taşıdığı tonlarca kitabı taşıyor ("beni entelektüel gösteriyor.."), arabaya binmesi için basamak oluyor vs.. E tabii, aralarında bir aşk da filizlenmekte gecikmiyor.. Baloya birlikte katılacakken, Rod onları öldürüyor.. Sonrasında bir mucize gerçekleşiyor ve bir sene sonra balonun kral ve kraliçesi oluyorlar..

Film, tıpkı I Married A Strange Person!! gibi, aşkı kutsuyor, bir yandan lise deneyimlerine de göz atıyor: Tabii, bunu alışık olduğumuz şekilde değil de fazlasıyla grotesk bir boyuta taşıdığı için müthiş bir "şey.."e dönüşüyor: Spreyle kabartılmış, korkunç saçlar (ki, Spud'un saç modelindeki çıkıntının zaman ilerledikçe şişmesi de karakterinin hoş bir sembolüne dönüşüyor..), ponpon kızlar, okul maçları ve tabii ki arabalı sinema ve araba gösterileri.. Adeta bir zaman kapsülü gibi izliyorsunuz filmi.. Plympton, bunları her ne kadar tarzı gereği abartsa da, hiçbi zaman dalga geçmiyor, bir yandan gülerken, bir yandan da saç spreyinin icadından hemen sonra saçların hacminin metreküplerce artması gibi dönem-klişeleri nostaljiyi depreştiriyor-
muş: Dönem olarak pek yakalayasamak da, yaşayanlardan dinliyoruz..

Ancak filmin şöyle bir artısı da var: Her ne kadar Cherri'yle Spud ve Jojo'nun dükkanındaki çift/ler, başkarakterler olsa da, onlarla özdeşleşme yaşamamıza pek de izin vermiyor, çünkü karakterlerini idealize etmiyor: Misal, Cherri'nin beyninde sadece 4 şeye yer var, sonradan beşinci olarak Spud giriyor araya, Spud'sa başta ezik olduğu için sonradan toparlasa da etkili olamıyor, diğer çiftse ayrı bi olay: Sinekler sevişiyor diye yaygara koparan mı dersin, hikaye bittiği zaman "iyi de ana fikir ne??" diye soran mı: Rezalet..

Plympton'ın, böylesine aşina olduğumuz bir hikaye ve tanıdık gelebilecek sahnelerden böylesine orijinal bir iş çıkarması takdiri fazlasıyla hak ediyor.. Başka hangi filmde önüne çıkanı sikmek isteyen tavuk kostümlü bir insan görebiliriz ki, ahah..
Hastası olmamak mümkün değil..
Read more
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NoDerivs 3.0 Unported License.