Johnny Depp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Johnny Depp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Rango


'11 yapımı Gore Verbinski filmi Rango hakkında hiçbir bilgim yoktu izlerken-
bu çağda bu cahillik..
Ancak izledikçe filme aşık oldum desem yeri.. Öyle güzel..

Hikayesi kısaca şöyle: Rango (ki, bu ismi de sonradan kendisi alıyor..) akvaryumda yaşayan bir bukalemun, yolculuk esnasında meydana gelen kaza sonrasında "özgür.." kalıyor ve bir kasabaya ulaşıyor, ancak gittiği yerde ciddi bir su sıkıntısı var, öyle böyle değil hatta: Su Bankası dahi kurulmuş, ve her hafta düzenli olarak gelen su da gelmemeye başlayınca çare aramaya başlıyorlar ve tüm kasaba Rango'nun ardında birleşiyor, olaylar gelişiyor, gerçek suçlular bulunuyor ve aslında kahraman olmayan Rango bir kahramana dönüşüyor..

Western-animasyon olan film, her iki türün de gerekliliklerinin altından başarıyla kalkıyor, animasyonların büyüme/olgunlaşma/kendini bulma süreciyle, westernlerden aşina olduğumuz suç, çatışma vs.. her şey yerli yerinde.. Tabii bununla da sınırlı değil filmin vaat ettikleri, ister çevreci, ister petrol ya da su politikaları olarak değerlendirilebilecek birden fazla alt-metne sahip: Kendi adıma Las Vegas'ı inşa ederken çevreye verilen zarardan ziyade, suyun temsil ettikleriyle ilgilendim.. Ve bu açıdan filmi distopya olarak da değerlendirmek de olası-
ki, öyle yapıyorum.. Masalsı sonu buna ket vursa da, çizdiği portre son derece gerçekçi..

Ve fakat bununla da sınırlı değil, inanılmaz güzel bir şekilde akıyor film, göndermeleri, kendine-göndermeleri, ciddiyetten fersah fersah ötede olan yapısıyla film, belki biraz iddialı olacak ama bildik Tarantino film-şablonunu Tarantino'dan çok daha iyi kullanıyor-
ki, Tarantino'nun son iki filminde benim gibi istediğini bulamayanlara ilaç gibi geleceğini/geldiğini rahatlıkla söyleyebilirim..

Keyfini çıkarmak kalıyor geriye..




Read more

Alice In Wonderland


Tim Burton, uzun bi süre bekletti bizi bu film için: Aslında filmin beklentilerimizi karşılamayacağı, daha projenin Disney'in kanatlarının altında başlamasından belliydi.. Ve fakat, kendi adıma böylesine "kötü.." bi film beklemiyordum..

Burton, filmin çekim süresinde olsun, gösterime girmesine az bi zaman kala olsun, "bu.." filmin diğer Alice uyarlamalarıyla, hatta doğrudan serinin iki kitabıyla çok da bağlantılı olmadığını söylemişti.. Ve fakat, ortaya çıkan sonuç, hakkaten ama hakkaten fecii..

Film, Edward Scissorhands'i andıran bi sahneyle açılıyor, Alice (hep aynı..) kabusu gördüğü gecelerden biri, birisinde uyanıyor ve babası da onu uyutmakla beraber, ona çeşitli trükler yapıyor vs.. Sonrasında Alice'e evlenme teklif etmek için bi seremoni düzenleniyor ve beyaz tavşanımız ortaya çıkıyor.. Alice de -yeniden, onu takip edip kovuktan aşağı düşüyor.. Ve yeni bi maceraya atılıp mutlu sona ulaşıyor..

Açıkçası, filmi Johnny Depp ve olağanüstü dansı ve karizması da kurtaramıyor.. Çekimler boyunca en çok eğlendiği belli olan kişiyse kuşkusuz Red Queen rolündeki Helena Bonham Carter-
ayrıca nasıl eğlenmesin ki: O, alabildiğine kitschlik içinde yüzerken enerjisi perdeden bize de geçiyor: Filmde bayıldığım tek şey kendisi oldu..
Beyaz kraliçe karakteriyse sadece 3 jest ve bikaç mimikle oynuyor ki, feciiden de öte.. Cheshire Cat süfer tabii.. Filan..

Filmin en can sıkıcı yönlerinden biri, birisi de efektlerin zayıflığı hakkaten.. Koca filmde "süfer.." diyebileceğim tek bi plan bile bulamadım kendi adıma.. Öyle yani.. Uzun yazmanın bi alemi yok..
Read more
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NoDerivs 3.0 Unported License.