Jim Jarmusch etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jim Jarmusch etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Coffee And Cigarettes


'03 yapımı Jim Jarmusch güzellemesi Coffee And Cigarettes, adında geçen iki şeye bağımlı olsanız bile, her bünye için ideal olmayan bir kısa film seçkisi.. Belirli bir konusu/lineerliği olmayan film/ler, çeşitli enstantanelerden ibaret ve onca stara rağmen, başrolünde kahve ve sigara var..

(Bu arada bir film hatası buldum: No Problem'da, Alex'in yaktığı ikinci sigara esnasında planların bir tanesinde kül tablasında sigara yanarken, diğer planda sigara yok oluyor..)

Filmleri teker teker ele almayacağım, ancak birkaç film diğerlerinin önüne geçiyor haliyle: Cate Blanchett'in döktürdüğü Cousins, Tom Waits ve Iggy Pop'lu Somewhere In California ve Steve Coogan'lı Cousins?? gayet tatminkar işler..
Diğer filmlerse görece başarılı olanlar.. Açıkçası diyalogları yüzünden her bünye için ideal olmayan filmlerden birkaç tanesini (Bill Murray'ın olduğu, açılıştaki ve ikizlerin olduğu..) hiç ama hiç sevmedim misal.. Bundaki en büyük etkense o "kafa.."yı yaşayamamak-
açıkçası istekli de olduğum bir şey değil.. Kulağa doğal da gelmiyorlar hem..

Ancak, filmlerin içerdiği mizahi doz tam kararında, ancak bunun da her bünye için aynı derece komik geleceğinin bir garantisi yok.. En iyisi, herkesin izleyip, yorumunu yapması gereken, son derece kişisel bir deneyim filmi Coffee And Cigarettes.. Mutabık olunabilecek birkaç şeyiyse sonra konuşalım..

Çekimler süper, o ayrı..
Read more

The Limits Of Control


Jarmusch'un en sevdiğim filmlerinden biri, birisi oldu The Limits Of Control.. Bunun sebebi yaptığı göndermeler tabii ki, Jarmusch göndermeden göndermeye koşarken insanın içi eriyor.. Ayrıca bilim, sanat konusundaki tavrı..

Filmin hikayesi aslında tek cümlelik: Öldürmek için "çalışan.." biri, birisi aldığı direktiflerle bunu başarır.. Bu kadar..
Ve fakat Jarmusch bunu öylesine güzel anlatıyor ki, müthiş bi oyuncu kadrosu ve Christopher Doyle'un kurduğu olağanüstü görsel yapı ve tabii ki olağanüstü soundtrack bi araya geldiğinde izlemesi orgazma eşdeğer bişiiye dönüşüyor The Limits Of Control..

Aslında bu suç hikayesi de bi metafor: Jarmusch'un derdi neo-noir çekmek diil-
hayalgücü ve algı: Ki, bu da "sinema.." deyince akla gelen ilk şeylerden..
Daha ilk sahnede Lone Man, konuştuğu ilk kişiden "hayal gücünü ve yeteneklerini kullan.." "direktif.."ini alıyor.. Bu, giriş biletimiz: Bundan sonra gördüklerimizin "gerçek.."in kendisi ya da "hayal gücü.."nün ürünü olmasının hiçbi önemi yok-
ki, final de hayal gücünün kullanılmasıyla gerçekleşiyor..
Hatta American'ın ölmeden önce çektiği brif de, onun "neden.." seçildiğini de açıklıyor: Gerçek dünyayla hayal dünyası arasına kesin çizgiler çekip, dahası hayal gücünü (bunun ucu nereye çıkıyor bi düşünün..) "boş.." buluyor..
Bu noktada, ölüm için direktif verenlerle, Lone Man'in arasında bi çizgi var: "Ben kimseyle diilim.." diyor Lone Man, biz/onlar ayrımı yapan kişiye.. Filmi sanat üzerine bi tez filmi olarak düşünürsek (bu belki biraz zorlama gelebilir..) düşünür/okursak, Lone Man'in seyirciyi, ölüm için direktifler verenlerin sanatçılar (bu konuya gelicem..) olduğunu düşünürsek, beyaz evdeki American ve korumalarının da (kapital..) sistemi sembolize ettiğini söyleyebiliriz: Eet, Jarmusch'un belki "hayal gücünü ve yeteneklerini kullan.."masını bilen/seyircilerden çeşitli beklentileri yok belki ve fakat, "bağımsız.." kişiliği/kariyeri düşünüldüğünde en azından kendi manifestosunu ortaya koyuyor demek çok da yanlış olmuyor bana göre..

Sanatçı mevzuu: Jarmusch'un özellikle Blonde ve Guitar aracılığıyla geçmişe yaktığı ağıt da bu noktada anlam kazanıyor: Kaldı ki Lone Man'in de ateşli silah kullanmaması (ki, aynı konsepte sahip Machete gelecek Rodriguez'den..) gibi öğeler de manidar.. Blonde, Hitchcock ve Welles filmlerine direkt, Tarkovsky'nin Stalker'ına dolaylı göndermelerde bulunuyor, Guitar'sa Kaurismaki'ye üstü kapalı atıf yaparken, yeni-nesil-bohemlerle eski nesilleri kıyaslarken kırıcı bi ton kazanabiliyor.. Ve Rita, aynen adını andığı "The Lady From Shanghai"deki gibi ölüyor-
"ihtiyarlara yer yok??"-
eet, abarttım, farkındayım..

Olağanüstü bi güzellik bu film..
Read more
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NoDerivs 3.0 Unported License.