Gabrielle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gabrielle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Izgnanie




Andrei Zvyagintsev'nın '07 yapımı ve şimdilik son filmi.. Filmekimi'nde izlemiştik ilk..

Aslında daha ilk sahnesinde fecii bi girdap gibi içine çekiyo film: Olağanüstü görüntülere, neredeyse fetişleştirilmiş bi sanat yönetimi eşlik ediyo, üzerine de müthiş oyunculukları eklediğimizde film cidden dört başı mamur bi hale geliyo: Süresi uzun eet, ama düşünüyorum misal, "hangi sahne filmde fazla??" diye, cevap veremiyorum..
Çocukların oynadıkları sahnede Kir ve diğer kızın ebeveynleri hakkında konuşmaları insanın içine otururken, Vera'nın Alex'e "Kir de sizin gibi olacak.." demesi daha da fena oturuyor, Kir'in sirkten döndüğünde Robert'i görünce verdiği tepki de..

En kötüsüyse, Vera'nın yaşadıkları: Hamile kalıyor.. Alex'e "bu çocuk senin diil.." diyor, "sen ne istersen onu yap, ben beklemekten sıkıldım.." diyor, onun aldığı kürtaj kararını kabulleniyor, akabinde bi kutu Xanax içip, intihar ediyor-
ilk kez diil üstelik-
tabii, bu bilgileri filmin sonuna doğru öğrendiğimiz için, ben o süre boyunca "kürtaj olduğunda ölmeyen kadın istiyoruz.." diye kampanya başlatmayı düşünüyordum sinema sektörü için..

Alex'in "bu çocuk senden diil.." lafına karşı verdiği tepkilerin skalası değişkenlik gösteriyor: Gabrielle'deki Jean gibi.. Hatta iki film de ilişkiye kadınların gözünden baktığı için fazlasıyla paralellikler kurmak mümkün-
de, kim girecek şimdi ona..

Vera'nın ebeveynlikle ilgili söyledikleriyse hakkaten öylesine müthiş ve öylesine güzel ki, çocuk yapmayı düşünen herkeslere ezberletilse yeri yani-
zvyagintsev'ya ilk filminde tapmıştık zaten ebeveyn-çocuk ilişkisini olağanüstü aktardığı için-
yarın da Vozvrashcheniye'yi yazıcaz tabii: Neden tersten başladım onu da bilmiyorum..

Zvyagintsev'nın Izgnanie'de Vozvrashcheniye'ye yaptığı referanslarsa (fotoğraflar, 12 yıl, babanın aynı kişi olması..) çok daha cezbedici tabii ki: Ki, şahsen bi Baba üçlemesi bekliyorum kendisinden-
filmleri hakkında önceden açıklama yapılmadığı için, benim hala umudum var :))

[Çok dağınık bi yazı oldu sanırım..]
Hakkaten olağanüstü bi film: Finalinde kadınların söyledikleri şarkı/ağıt gibi-
neden bahsettiğini anlamasam da..

"Sevgi, sabırlı ve yumuşaktır: Kıskanmaz ve övünmez, kaba veya çirkin diildir, kendi isteklerini öne çıkarmaz, kolay kolay öfkelenmez, kötülüğün hesabını tutmaz, yapılan hatalara sevinmez: Sevgi için aslolan gerçektir.."
Filmden..
*: Hımm, bu kıstaslara göre benim "sevgi.."m, "sevgi.." diil :((
Read more

Gabrielle




Joseph Conrad'ın "The Return.." adlı romanından uyarlanan, '05 yapımı bi Patrice Chereau filmi: Açıkçası sadece Isabelle Huppert için sipariş etmiştim filmin dvdsini, pek de fazla bi umudum yoktu: Ve fakat, siyah-beyaz açılış sahnesinden itibaren, finaline kadar büyülenmiş bi şekilde izledim..

Filmin (romanın..) gayet klişe bi konusu var aslında: 10 yıldır evli olan, fecii zengin ve haliyle hizmetçileri de bol olan bi evde yaşayan ve sürekli parti veren çiftimizden, filme ismini veren Gabrielle bi gün "sen bu mektubu okuduğunda ben çooktan gitmiş olacağım.." minvalli bi mektup bırakır ve gider: Ve fakat akşam yemeği sıralarında, Jean eve geldikten bi süre sonra geri döner.. Mektubu okuyan Jean, viski şişesini kırıp, elini yaralamanın grotesk derdiyle uğraşırken bi yandan, bi yandan da terk edilmenin şokunu doya doya yaşayamadan, Gabrielle'in geri dönüşüyle katmerli bi şok -daha, yaşar.. İlk olarak kızar ve sorgulamaya başlar: Ve fakat, Gabrielle duvar gibidir: Ve Jean, kararlıdır, yine böyle bi sorgulama sırasında, "seni affediyorum.." deyince, Gabrielle gülmeye başlar ve Jean, yüzüne bi bardak su (sanırım..) fırlatır: Banyoya gidiyor Gabrielle: Kendi kendine konuşuyor, Yvonne'la konuşuyor-
tek plan çekim bi sahne var, Yvonne küveti hazırlarken, Gabrielle saçıyla oynayıp, gözlerinden yaşlar dökülüyor:
"Her şeyde çook yavaşım: Acı çekmede, mutlu hissetmede.."-
bu cümle deşiyor içimi bi anda..

Sonra yemeğe oturuyorlar: Gabrielle kiminle birlikte olduğuna dair bilgiler veriyor: Jean'la aynı kelimeleri kullandığını söylediğinde adam kriz geçiriyor neredeyse: Sinirden-
karşılaştırma bahanesiyle, diğer adamı aşağılıyor..
Perşembe gecesi, yine bi parti var: Konuklarına rezil oluyorlar: Gabrielle gitmeyi düşünüyor -yine, eyleme de döküyor ve fakat: Geri dönüyor: Jean, "geri dön.." diyor içinden.. Gabrielle eve girdiğinde ayaklarına kapanıp: "Beni hiç sevmedin.." diyor, Ve başka bi vurucu an-
"Onunla benimle olduğundan daha fazla mı zevk aldın??" diye soruyor: "Eet.."
"Hiç zevk almadın mı benimleyken??": "İkimizin arasında önemsizdi bu.."-
yıkım: Tecavüz etmeye kalkışıyor.. Jean daha ne kadar aşağılayabilir kendini, bilemiyorsunuz..
Ertesi sabah, Gabrielle, son kez denemeye çalışıyor: Ama Jean'a sarılamıyor: Bunu fark eden Jean, evi terk ediyor ve bi daha geri gelmiyor..

Film çook güzel: Açıkçası tamamı siyah-beyaz olsaymış, çok daha ii olurmuş: Jean rolünde Pascal Greggory muhteşem..
Isabelle Huppert'se olağanüstü -hep..
Read more
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NoDerivs 3.0 Unported License.