John Cameron Mitchell etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
John Cameron Mitchell etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Rabbit Hole


'10 yapımı John Cameron Mitchell filmi Rabbit Hole, Mitchell'in önceki işleriyle karşılaştırdığımızda kısmen sönük kalan bir aile draması..

4 yaşındaki çocuklarını kaybedeli 8 ay olmuş bir çiftin yas sürecine odaklanan film, aslında Becca'nın inanacak bir şey bulmasının hikayesi.. Bu büyük kayıp ertesinde hala ne yapacaklarını bilemeyen çift, grup toplantılarına bile katılıyor, bekleneceği üzere bunun bir faydası olmuyor ve kadınla erkek ayrı ayrı bununla baş etmeye çalışıyor.. Erkek, arada esrar çekip, çocuğunun anılarını etrafında tutmaya çalışırken, kadınsa çocuğun ölümüne sebep olan gençle konuşmaya başlıyor..

Becca, Tanrı'ya öfkeli ve ona inanmayı bırakalı bayağı bir zaman olmuş, bu konuda annesiyle, kocasıyla, gruptakilerle, kısaca çevresindeki herkese karşı öfke dolu.. Tanrı'ya karşı olan öfkesini çevresine boca etmekten başka bir çaresi yok.. Bu noktada devreye giren genç, onu alternatif gerçeklikle, paralel evrenlerle tanıştırıyor ve başka evrenlerde mutlu olma "olasılığı..", onun "bu.." evrendeki suretinin yas sürecini tamamlamasına sebep oluyor-
paul Ricoeur'un yazdıklarına da bir göz atılabilir bu noktada..

Dianne Wiest süper..

Read more

Shortbus


İzlediğim en "özel.." ve güzel filmlerden biri, birisi.. Bunda tabii ki John Cameron Mitchell ve onun olağanüstü duyarlı bi insan olması ana etken..

Seks terapisti Sofia orgazm ketlenmesi yaşıyor, kendisine gelen James-Jamie çiftine yardımcı olmaya çalışır ve bu kontrol çıkarken, onların tavsiyesiyle Shortbus'a geliyor: Severin fetişistlere hizmet veren bi fahişe.. Beni en çok bu dört kişinin hikayesi etkilediği için en çok onlar üzerinde durucam, ama karakterlerin neredeyse hepsi çok incelikli ("hüzünlü.." daha doğru bi kelime sanki..) işlenmiş..

Sofia'nın kocasının penisinin küçük olmasıyla alakalı gibi görünen ketlenmesinin, aslında mastürbasyonu da kapsadığını anladığımızda sorunun psikolojik olduğunu anlıyoruz, bu konuda Kegel egzersizlerinden, başka erkekleri denemeyi bile düşünüyor, hatta kulübün sahibiyle (imdb'ye bakmaya üşenmek #4..) öpüşüyor bile ve fakat ne denerse denesin olmuyor..

Jamie-James çiftimizden Jamie olanı, intiharın eşiğinde, kendi sonu için filmler çekiyor, bunları James'e izletecek, bi kere eyleme koyuyor bunu ve fakat sürekli onu takip eden çocuk onu kurtarıyor, aslında James'i sevdiği söylenebilir, dahası threesome bile yapıyorlar "taş.." bi çocuu aralarına alarak-
ki, Amerikan Milli Marşı'nın söylendiği sahne, olağanüstü.. Ötesi..

Severin.. Tüm o uzak/sadist görüntüsünün altında küçük bi kız çocuu taşıması, dahası tek ilişkisinin "düzenli.." müşterisiyle olması, fecii bişii, ki, filmde en çok can yakan hikaye kendisininki -bence..

Ve New York'ta elektrikler kesiliyor, filmin müthiş animasyon bölümlerinden bi tanesiyle bunu gördükten sonra, film de söylenen şarkılar ve sevişen insanlarla bitiyor.. Hakkaten tarifsiz duygular yaşatıyor bu film bana -hep..

*: Oedipal fantezilerle ilişkin, "sürekli ilişki halinde olan, birleşmiş bi anne-baba.." figür/imgesini literatüre ilk kim soktu bilmiyorum ve fakat ben ilk kez bi Melanie Klein metninde karşılaştım bu kavramla.. Sofia'nın orgazm ketlenmesini kulüpteki bi çiftle aşıyor olması, bana bunu düşündürüyor ne zamandır, belirtmeden geçemedim..
Read more

Hedwig And The Angry Inch


Dünyanın en özel yönetmenlerinden John Cameron Mitchell'ın kendi oyunundan uyarladığı bu ilk filmi Hedwig And The Angry Inch, müthiş bi -ilk, film: Ne denebilir hakkında pek bilmiyorum açıkçası, çünkü doğrudan izleyicinin duygularını harekete geçiriyor.. Öylesine "ağır.." bi film ki, bundan mizah üretmekten başka bi çaresi olmayan Hedwig'i alıp böyle sıkıca sarasınız geliyor..

Hedwig, bi erkek olarak dünyaya geliyor, tam da Berlin Duvarı'nın inşa edildiği sene.. Büyürken babasının (ve bazı diğer kişilerin..) tacizine uğruyor, annesi babasının Hedwig'i taciz ettiğini fark ettiğinde onu evden kovuyor.. Hedwig okula filan devam ediyor, 26 yaşına kadar herhangi bi cinsel tecrübesi olmadığını öğreniyoruz, bi gün harekete geçiyor ve bi askerle yakınlaşıyor, ertesi gün onunla sevişiyorlar.. Ve aşık oluyorlar birbirlerine.. Ancak Doğu Almanya'da olduklarından evlenmek için vücut muayenesinden geçmek zorundalar, Hedwig, sevdiği adam için ameliyat olmayı kabul ediyor.. Ve fakat bu ameliyat beklendiği gibi gitmiyor ve önünde 2.5 cmlik bi "çıkıntı.." kalıyor.. Albayla Amerika'ya taşınıyorlar ve orada günleri çok kötü geçiyor: Sıkıcı -bildiğin..

Eşinden boşanan Hedwig, zamanını çocuk bakarak ve oral takılarak geçirirken, grup kurmaya karar veriyor, ilk akşamında sadece 5 dinleyicisi oluyor ve burada Tommy'ye bi mesaj veriyor (olağanüstü bi şekilde..)
Tommy'yle birlikte süfer günler geçirip, ona rock kültürünü öğreten, sahne adını veren, birlikte süfer konserler veren Hedwig, bi ayrılıkla daha yıkılıyor, ama bu darbe çok daha derinden vuruyor onu: Tommy, Hedwig'in şarkılarını da çalıyor ve zirveye çıkıyor..

Kendine başka bi grup kuran Hedwig, konserlerine devam ediyor, bi yandan da Tommy'yle olan davası ve o davayı lehlerine çevirmek için saçma sapan çözümler bulan menajeri, yeni ilişkisi ve egosuyla boğuşuyor.. Giderek dibe batıyor Hedwig, önce sevgilisini, sonra grubunu kaybedip, sokaklarda fahişeliğe kadar "düşüyor.." O gecelerden biri, birisinde Tommy, limuziniyle geliyor ve ona şarkılarda ikisinin adlarının birlikte yazılacağını söylüyor, kaza yapıyorlar ve ardından -yeniden, yükselen Hedwig, korkunç bi özyıkım şovuna imza atıyor: Aynı anda Tommy'nin (daha doğrusu kendi yazdığı..) şarkının sözleri yardımına geliyor..

Başından beri önceden belirlenmiş kutsal aşka inanan ve onu bekleyen Hedwig, bunun yanlış olduğunu anladığında, ayaklarıyla zemini itebiliyor ancak ve yeni bi beste yapabiliyor..

Tabii, film müzikal olduğu için bu bilgileri kah şarkılardan, kah Hedwig'in sahne şovu öncesindeki konuşmalarından öğreniyoruz, ki, bu açıdan filme müthiş bi katkı sağlıyorlar.. Şarkılar ve şovlarsa hakkaten olağanüstü.. John Cameron Mitchell'ın müthiş oyunculuğunu, peruklarını ve pek şirin ötesi aksanını da hesaba katmak gerekiyor tabii..
İkiye bölünmüşlerin filmi..
Read more
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NoDerivs 3.0 Unported License.