Festival Şenliği #1: Einaym Pkuhot


Bu seneki İstanbul Film Festivali'nde en çok beğendiğim filmlerden biri, birisiydi Haim Tabakman'ın '09 yapımı filmi Einaym Pkuhot: Hatta öyle ki, en sevdiğim eşcinsel temalı filmlerinden de.. Bunun sebebi sadece finali diil, hikaye anlatımındaki ustalığı ve üzerine eğildiği konular-
sadece eşcinsellik diil mevzuu, eet..

Kısaca hikayesinden bahsediym: Aaron, babası vefat edince onun işlettiği kasap dükkanını devralıyor: Çırak aramaya başladığında tesadüfen bi gün Ezri onun dükkanına gelip, telefon açmak istediğini söylüyor: Ezri'nin aradığı "sevgilisi.." ona cevap vermiyor: Ezri'yse sadece onun için Kudüs'e gelmiş: Okuduğu okuldan atılan Ezri, o geceyi sinagogda geçiriyor.. Ertesi gün Aaron onu çırak olarak işe alıyor.. Ezri, resimler çizip, bi yandan da işi öğrenirken, bi gün sevgilisinin yanına gidiyor.. Sevgilisi onu reddederken Aaron da onu/ları görüyor..

Zaman geçtikçe Ezri hakkındaki dedikodular alıp yürüyor, ve fakat Aaron ve Ezri sevgili oluyorlar: Zamanının büyük bi kısmını Ezri'ye geçirmeye başlayan Aaron'un evinde de sorunlar baş gösteriyor: Ve film kırılıyor: İlk önce kaşer sertifikalı ürünler satmadığı yönünde bi bildiri dağıtılıyor Aaron hakkında ve bu yaklaşan fırtınanın ilk adımı oluyor.. Sonrası tufan: Ezri, kendini feda edip giderken, Aaron da ertesi gün intihar ediyor..

Film, İsrail'de geçiyor.. İkisi de Hasidik olan Aaron ve Ezri'nin yaşadıkları her kapalı toplumda olabilecek şeylerden ve fakat, film hiçbi şekilde kolaycı olmadığı için, tabuları birer birer yıkıyor: Cemaatin lideri misal: Eet, elinde çok büyük bi güç var ve fakat o, bunu suistimal ediyor.. İlk önce Ezri'nin okuldan ayrılmadığını, atıldığını öğreniyor, sonra Ezri'nin sinagoga gelmesini dahi engelliyor.. Kaşer tartışmasındaysa önce Aaron'un yanında gibi dururken, sonra onun hakkındaki gerçeği öğrendiğinde Aaron'a tokat atacak/-abilecek cesareti buluyor.. Sonra, Ezri'nin sevgilisi: Uzaktayken Ezri'ye aşk yaşayan adam, Ezri kendi muhitine geldiğinde hem Ezri'yi, hem de Aaron'u tehdit ediyor: Dahası bildiri dağıtacak kadar kendinden geçebiliyor-
ayrıca film ilanlar aracılığıyla öylesine mükemmel bi toplum kesiti çıkarıyor ki, Amen'deki dolu gidip boş dönen trenlerin yaptığı etkinin handiyse "aynı.."sını hiçbi söze gerek duymadan izleyici üzerinde bırakabiliyor..

Ezri'yse kendini feda ediyor: "Suç.."u üzerine alınarak.. Aaron'un eşiyse ne yapacağını bilemez halde kaldığında Aaron ondan af diliyor gibi yapıyor ama hayır: Ertesi gün kendini sulara bırakıyor Aaron, çünkü Ezri'den önce (ve sonra...) yaşa/ya../madığından o kadar emin..

Hakkaten uzun yıllardır izlediğim en ii filmlerden Einaym Pkuhot.. Meselesi sadece eşcinsellik diil çünkü, tüm sistem.. Müzikleri, oyunculukları, dengeli temposu her şeyleri yerli yerinde.. Katıksız bi başyapıt..

12 yorum:

Duygu dedi ki...

filmi ilk izlediğimde ben de aaron'un intihar ettiğini düşünmüştüm, ezri'siz ölü olma durumundan dolayı. ama artık -birkaç izleyişten sonra!- öyle olmadığını düşünüyorum.
bir kere aaron'un (kendisi neredeyse gerçek bir insan gibi oldu benim için) hem dindarlığı hem de ailesine karşı sorumluluk hissi böyle bişey yapmasına izin vermez gibi geliyor bana. sonuçta tanrı sevgisiyle aşkı arasında kalıyor ve ilkini seçiyor; aynı tanrı sevgisi kendisini "gerçekten" öldürmesine de engel olmalı -arkadaşım aaron'dan böyle bi tutarlılık beklerim yani! peki neden su yüzüne çıkmadı? bu günahtan arınması biraz daha zor olacağından, zaman alacağından sanırım. biz sadece çıktığını görmedik belki de. ben filmi böyle bitirmeyi seçtim.
ayrıca filmin bir intiharla, bir trajediyle -severken ayrılmış olmalarının dışında- bitmesi de filmin o gerçekçi/doğal havasıyla ters düşüyor gibi hissediyorum.
bir noktada da düzeltme uyuzluğu yapmadan geçemiycem; ezri'nin eski sevgilisiyle aaron'un dükkanına gelip onları tehdit eden, bildiriler dağıtan kişi aynı değil. ama senin kasttetiğin bu değilse ben yanlış anlamışımdır tabii.

yucitek dedi ki...

ama film trajediyle bitiyor: yani ezri'nin gidişi, ana hikayenin mutsuz sonunu gösteriyor.. kaldı ki, yönetmen o son sahnede arınmayı diil de, intiharı imliyor bence-
eheh, ben de böyle bitirmeyi seçiyorum: zira, aaron'un sudan çıkışını da gösterebilir ve hatta onu evine, karısının yanına gönderebilirdi.. ama böyle bişii yapmadı, zira film gayliği günah olarak değerlendirmiyor ki "arınma.." ihtiyacı duyursun karakterlerine??

Duygu dedi ki...

hmmm, öyle bakacak olursak, yönetmen kesinlikle intihara işaret ediyor olsaydı aaron'un su yüzüne çıkan ölü bedenini falan da gösterebilirdi pekala. ama onu da göstermedi. galiba herkesin sonu kendine.
günah meselesine gelince, filmi izledikten sonra yönetmenin röportajlarını okudum, izledim vs. hemen hepsinde değindiği şey yahudilikte aynı cinsle ilişkinin kesinlikle kabul edilmediği, hatta neredeyse yok sayıldığı. o derece. yani eşcinselliği günah/yanlış olarak değerlendiren film değil, din tabii ki. ben de o yoruma bunları öğrendikten sonra vardım sanırım.

yucitek dedi ki...

bence kesinlikle intihara işaret ediyor..
yazıda belirttiğim gibi, film karşısına, din de dahil olmak üzere, tüm sistemi alıyor: hatta film, yahudiliğin en tutucu/radikal mezheplerinden biri, birisinde bunu yaparak elini taşın altına koyuyor.. bildiğiniz gibi, intihar etmek de çok büyük bi "günah.."tır semavi dinlerde: o yüzden intihar edebiliyor aaron..

ayrıca, filmin katman katman açılan hikaye anlatısını ve derdini çoğu zaman sözel diil de, görsel imgelerle anlatmayı tercih ettiğini düşündüğümüzde ölü bi beden göstermesi de gereksiz kaçabiliyor..

og dedi ki...

intiharı göze alacak cesareti olan adam ezri'nin gitmesine de izin vermez, ya da ezri ile beraber giderdi. aaron sadece metaforik anlamda intihar ediyor. yani ezri gelmeden önce kendisini "ölü" olarak gördüğü döneme dönüyor. ezri ile yıkanarak başladığı hayatına yine yıkanarak son veriyor kendince.

intihar edip etmediğinin tam net gösterilmemesinin nedeni film anlatıcısı için bundan başka herhangi bir sonun hiçbir anlam ifade etmemesi ya da diğer sonların yaratacağı tehlikeli anlamlardan kaçınmak istemesi bence. "ayrılığın kendisi bir son zaten" demeye getiriyor yani anlatıcı. bundan sonra olan şeyleri (aaron'un eve dönüşü veya su yüzüne ölü olarak çıkması) göstermek her halükarda toplumun dediğini kabullenmek ve seyirciye de "işte sonunuz böyle olur, akıllı uslu olun" demeye gelir.

ayrıca bel hizasına gelen suda nasıl intihar edilebiliyor merak ettim doğrusu. ayağına taş bağlasaymış bari ahah.

gene ayrılık ile biten bir yasak ilişki filmi işte. the bridges of madison county'nin ibne versiyonu.

ps. o giydikleri siyah giysilerin zayıf elemanlara kattığı silüetimsi havaya ve arada gelen keman melodilerine hasta oldum.

Duygu dedi ki...

ben de zaten yönetmenin bize bir ceset, bir cenaze töreni vs göstermesini beklemiyordum; onu senin verdiğin "aaron'un sudan çıkışını da gösterebilir ve hatta onu evine, karısının yanına gönderebilirdi" örneğine karşılık olarak vermiştim ben.
dikkat ettiysen ilk yorumda aaron'un tam da tanrı sevgisinden dolayısıyla günah korkusundan dolayı intihar etmesini beklemediğimi söylemiştim.
ama intiharı şöyle olası görebilirim; aaron eşcinsel ve ortodoks bir yahudi. aslında dininin kuralları gereği ikisini aynı anda olması mümkün değil. ya biri ya da diğeri olmak zorunda. ezri'yle ilişkisinden sonra ise o artık kesinlikle eşcinsel bir adam, ama bu kimlik/varoluşla da kendi toplumunda eski hayatını yaşaması mümkün değil. ne biri ne diğeri olamayınca ölüp hiçbiri olmamayı seçmiş olabilir.
galiba burada ecnebilerin yaptığı gibi yapıp "bu konuda anlaşamayacağımız konusunda anlaşalım" diyip kenara çekilicem artık.

yucitek dedi ki...

"intihar edip etmediğinin tam net gösterilmemesinin nedeni film anlatıcısı için bundan başka herhangi bir sonun hiçbir anlam ifade etmemesi ya da diğer sonların yaratacağı tehlikeli anlamlardan kaçınmak istemesi bence."

demişsiniz de, film tüm sistemi karşısına almışken, diğer sonların yaratacağı "tehlikeli anlamlar.."dan neden kaçınsın ki, ahah..

"ayrıca bel hizasına gelen suda nasıl intihar edilebiliyor merak ettim doğrusu. ayağına taş bağlasaymış bari ahah."

işte bu olmadı :))
küvette bile intihar edebilir bi insan.. illa ayağına taş bağlamak zorunda diil..
bence de burada keselim :))

og dedi ki...

lan ne dediğimi anlamıyorsun galiba sayın kırca. ahlakçılık yapmak istemiyor diyorum orda. ayrıca sistemi karşısına aldığı falan da yok filmin. gayet pasif agresif mesajlı bi film işte.

o küvet örneği ben de verecektim. madem bir kaşık suda boğulabilmek bu kadar kolay her intihar etmek isteyen gider kendini kuvete atardı. ama mümkün mü? neayır. ahahah yucitek: 0 - og: 3 ahahah

@duygu, ahahah inatçı katırın teki işte blog sahibi görmüyor musun. bırak ne hali varsa görsün pis manyak. haksız ibne

yucitek dedi ki...

@og, yorumunu yayınla dedim ama hala göremiyorum.. neysse,, ben devam ediym: ya bu arada, o yorumu senin yaptığını yeni gördüm ben: inboxta ikisi de aynı kişiden gelmiş gibi görünüyordu..

oha yani, ahlakçılık yapmamış olmak adına film öyle açık uçlu bi sonu seçmez: ben de onu demeye çalışıyorum: film hiç de pasif-agresif diil..

og dedi ki...

biri "açık uçlu bi son" mu dedi? aghagahjsdadf

"bence kesinlikle intihara işaret ediyor" diyen kimdi hmmm? hadi hadi hatanın anladın itiraf et ahahasah.

ayrıca açık uçlu bir son yok filmde yine de. anlatıcı tercihini yapmış işte: "bundan sonrasını görseniz ne olacak lan?" diyor anlatıcı. asıl son ezği ile aron'un ayrılığıydı, diyor. her şeyiyle içeriye patlatıyor derdini film. başka bir tercih yapsa kan gövdeyi götürür çünkü altından kalkamaz. devamında gelecek çirkinliği/bulanık olasılıkları gösterecek cesareti olmayan pasif agresif bir film işte.

the bridges of madison county'nin bile ötesine geçemiyor maalesef film. "ne isayı ne musayı kızdıralım. ortalığı bulandırmaya ne gerek var, içerde/götte patlasın, millette acıma duygusu uyandıralım daha iyi" diyor özetle.

yucitek dedi ki...

bak ya, nasıl da çarpıtıyo: "açık uçlu son.."u yazma sebebim, sizin filmi "intihar etmiyo.." kısmına istinadendi.. bence gayet intihar ediyor diye tüm yorumlarda yazdım, bir..
ikincisi, asıl son, ezri'nin gittikten sonra (ki, o da isteyerek gitmedi..), aaron'un intihar edişi: hatta bak, şöyle oluyo tam olarak: aaron suya giriyo, üç kere suyun yüzeyine çıkıyo: yani napıyo, arınıyo!!
arındıktan sonra napıyo, dördüncü kez suya dalıyo ve intihar ediyo işte olm.. daha nesini sündürüyosun anlamadım ki??
nasıl cesareti yok abicim ya?? her şeyler ortada işte: hala pasif-agresif, yok bilmem neler..

ayrıca şu filmin "acıma duygusu.." uyandırmak için çekildiğini iddia etmek de, hakkaten ohaa ama sayın Og: böylesine mesafeli bi anlatıma sahip film, nasıl oluyor da acındırmak için çekiliyor, açıklarsan cidden sevincem..

ayrıca, sürekli filmden bahsediyor oluşumuz dolayısıyla ran danker aşkım giderek büyüyor.. delircem bu gidişle..

og dedi ki...

biri "arınıyo" mu dedi?

"zira film gayliği günah olarak değerlendirmiyor ki "arınma.." ihtiyacı duyursun karakterlerine??" diyen kimdi o zaman? offf offff pppuhahahah

acındırma duygusu derken kastım şu: bu tür hikayelerin devamını getirmek göt ister. çünkü sürdürülebilir/şavaşılabilir bir "yasak" ilişki veya ayrılık göstermek işin derinine inmek demektir, seyirciyi sıkar bunlar, katarsisin boku çıkar.

ayrıca henüz toplum içinde kabullenilmemiş bir olgunun "yaşanılabilir" olduğunu gösterdiğiniz zaman bu meydan okuma olarak algılanır. o yüzden anlatıcı karakterlerinden birini geldiği gibi geri postalıyor, öbürünü de eski mecazi "ölü" haline geri döndürüyor, "yaşandı bitti sessizce" diyor. hem ibne komünitesinin hem de konzervatif kitlenin gönlünü alıyor. bize de acımak/empati kurmak kalıyor. yaa yaa

ps. ben de yorum yaptıkça filmden tiksinmeye başladım lan. sevmiştim biraz halbuki başta ahah.

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NoDerivs 3.0 Unported License.