
[Bu sene festivalde anne ve sevgilinin "isteği.."yle izlediğim bi filmdi Celda 211: Pek yakın bulmamıştım açıklamasını okuyunca filan.. Da, işte neysse,, bi şekilde yerimizi almış olduk salonda haliyle-
bu giriş kısmı anneye itlaf edildi..]
Celda 211, hani nasıl derler, suyun/sabunun içinde olmasına rağmen, bi şekilde suya ve sabuna dokunmamayı beceriyor/-ebiliyor.. Bunu nasıl "başarabildiği.."ne gelmeden, hikayesini şeyediym..
Juan, gardiyan olarak bi hapishanede işe başlayacak biri, birisi: Ve fakat, sorumluluk sahibi olduğunu göstermek için işe bi gün önceden gidip, neler olup bittiğine bakıyor.. "Tam.." da "bu.." sırada binanın tavanından bişii düşüyor ve Juan yaralanıyor.. Juan'ı 211 numaralı hücreye götüren gardiyanlar onu orada bırakmak zorunda kalıyorlar zira, Malamadre'nin öncülüğünde hapishanede bi isyan çıkıyor.. Uyanan Juan, kendisini mahkum olarak tanıtıyor ve kısa sürede Malamadre'nin gözüne giriyor.. Ancak, mahkumların istediğini vermeye pek de yanaşmayan devlet görevlileri sebebiyle isyanın etkileri giderek büyüyor ve Bask "terörist.."lerinden biri, birisinin kulağını ne kadar ciddi olduklarını göstermek için kesiyor Juan.. Altı aylık hamile eşiyse dışarıdaki arbedede yaralanıyor, dahası hayatını kaybediyor.. Kaybedecek hiçbişiiyi kalmayan Juan, taraf değiştiriyor.. Ve film, umutsuz bi finalle bitiyor-
bitmeden önce, The Lord Of The Rings: Fellowship Of The Ring'de Frodo'nun Bilbo'nun terk ettiği Tek Yüzük'ü yerden aldığı sahnenin handiyse aynısını burada da görüyoruz-
bu noktada filmden kopuyorum ben..
Öhm, film, aslında gayet "zararsız.." Francisco Perez Gandul'un yazdığı romanını okumadım, belki o çok daha ayrıntılıdır ve fakat, filmin tavrını anarşist bulabilmek için ciddi bi efor sarf etmek gerekiyor: Olsa olsa bi "kaybeden.."in hikayesi bu film: Fazlası diil..
Adım adım gidelim: Film, özdeşleşmeyi "masum.." bi karakter üzerinden kuruyor..
Dahası, onun "dönüşüm.."ünü aşkını/karısını/çocuunu kaybetmesiyle açıklıyor: Başlarda kendini korumaya çalışan Juan, eğer karısı ölmeseydi orada tecrite hayır demezdi..
Filmde ETA sadece bi ayrıntı olarak işleniyor: Eet, o üç "terörist.."in (ki, filmin burada resmi-söylemi tekrarlaması da tartışmaya açılabilir bence..) kendisinden bile "önemli.." olduğunu anlayan Juan, onlardan bi tanesinin kulağını kesebiliyor ve ETA üyelerinin youn olduğu hapishanelerde başka ölümler de meydana geliyor, ancak film bu konuda öylesine "aman bi laf etmeyelim.." (apolitically correct gibi bişii diyesim var hatta tanımlamak için..) tavrına sahip ki, ağızda hiçbi tat bırakmıyor..
İşte bu üç şey bi araya geldiğinde filmden uzaklaştığımı, hatta aramızdaki mesafenin kapanmayacağını fark ettim.. Ama nedir, stili süferdir, "ciddi.." bi aksiyon filmidir, hepsi de budur-
ya da ben çok şey beklemişimdir..
*: Filmin açılış sahnesindeki intihar sahnesi antolojilere girsin.. Olağanüstü..
**: Bu yazıyı Tool - Parabola ve Tool - Schism eşliğinde yazdım..