The Dreamers


Bertolucci'nin '03 yapımı filmi The Dreamers, açıkçası herkesin sevebileceği/etkilenebileceği bir film değil.. Sebepleriyse çok dağınık olmasından tutun da, içerdiği ensest fikrine, '68'e dair söyle/yeme../dikleriyle vs vs..ye değin uzanabilir..

Öncelikle hikayesini özetleyeyim: Matthew, Paris'e Fransızca öğrenmek için gelen bir Amerikalı.. Dönemin en önemli kitlesel uyanışının sembollerinden Paris'teki Sinematek'te film izleyerek vaktini geçiriyor, arkadaşıysa yok.. Derken '68 olayları yavaş yavaş filizlenmeye başlıyor, Matthew'sa Isabelle ve Theo adında iki kardeşle tanışıyor, gayet dürtüsel davranan kardeşlerle birlikte yaşamaya başlayan Matthew bir yandan gördüklerine alışmaya çalışırken (ahah, aynı konu Türkiye'de geçseydi, "bizi ensest düşkünü olarak tanıtıyorlar.." diye ne yaygara kopardı, bir an aklıma geldi, belirtmeden geçemedim..), diğer yandan aşkı keşfedip, Theo'yla düşünsel tartışmalara giriyor.. Dışarıdaki hayattan kendilerini soyutlayan üçlü, eve atılan bir taşla sokağa çıkıyorlar..

Adım adım gitmek daha iyi bence: Öncelikle filmin temel derdi '68 üzerine bir şeyler söylemek değil, eğer öyle olsaydı, eminim ki altı çok daha dolu bir film çekebilirdi Bertolucci.. Ancak, kendisi prolog ve epilog dışında bu mevzuyla ilgilenmiyor, çünkü derdi başka.. Daha minimal bir yol çizip kendine, '68 arefesindeki üç gencin yaşadıklarına bakıyor.. Ve bu üç genç üzerinden topluma da projeksiyon tutmuyor.. Eh, çok zorlarsak belki cinsel devrim'e dair bir-iki cümle söyleyebiliriz, ancak filmin buna da yeltenmediğini rahatlıkla söyleyebilirim..

Başta da dediğim gibi, filme mesafeli duranların en büyük bölümünü filmin '68'e boşverip, 3 tane burjuvanın fantezilerine odaklanmasını gereksiz bulanlar oluşturuyor.. Bakış açınıza göre hak verip, haksız bulmak size kalmış; ancak filmden '68 motiflerini çıkardığınızda da üçlünün hikayesi gayet kendi ayakları üzerinde durabiliyor.. O yüzden "nerede benim politik alt-metnim??" diye söylenmeye gerek yok..

Ensest göndermesi: Filmin bir diğer "ateşli.." yönü de buydu, tabii ki: Isabelle (ikidir, Eva diye yazıp siliyorum..) ve Theo arasındaki duygu durumu/yoğunluğu her ne kadar erotik görünse de, bence erotizmle alakası bile yok.. İki kardeşin çıplak uyuması, birbirleriyle banyo yapması vs.. küçük yaşlarda sorun teşkil etmezken, sonrasında yasaklanır-
çocuk cinselliği konusuna geleceğim yine..
İki kardeşin davranışları aslında son derece normal: Filmin de bu konudaki yaklaşımı son derece naif aslında: Bunu yadırganlayanlarsa Matthew ve diğerleri (izleyicilerin bir bölümü..) Buradan ister nüdizme, isterseniz Batı (genellersek tüm dünya..) kültürünün çocuk cinselliğini yok sayıp, sonrasında önceden izin verilen şeyleri yasaklamaları üzerine konuşabiliriz.. Bu noktada sözü Otto Kernberg'e bırakacağım..
"... Cinsel rol kimliği ve çekirdek cinsel kimlik üzerine yapılan kapsamlı araştırmaların aksine çocukların cinsel deneyimleri üzerine hiç değilse bile, çok az araştırma yapılmıştır..

... Bilgi yokluğunun arkasında, bence, Freud'un cüretli bir biçimde karşı çıktığı bir tabu olan çocuk cinselliğinin varlığını kabul etmeye karşı direniş yatıyor.. Bu, batılı kültürde bebeğin cinsel davranışına karşı geliştirilmiş yasaklarla bağlantılıdır.. Kültürel antropoloji* bu tür yasakların yokluğunda çocukların kendiliklerinden cinsel davranış sergilediğine ilişkin deliller sunar.. Doğalcı bir kreş ortamında çocukları gözleyen Galenson ve Roiphe**, erkek çocuklarının altıncı ya da yedinci ayda, kızların ise onuncu ve on birinci ayda genital oyuna başladığını ve iki cinsin de on beş ya da on altıncı aylarda mastürbasyonla tanıştığını bulgulamıştır..

Fisher*** çocukların genital organları hakkında mantıklı düşünme yetilerinin nasıl çarpıcı bir biçimde genel mantık düzeylerinin gerisinde kaldığını; kız çocukların nasıl klitorisin farkında olmadığını ve vajinanın doğasını gizemlileştirdiğini; ve anne babaların bilinçdışı olarak kendi çocukluklarındaki cinsel baskılama deneyimlerini nasıl kendi çocukları karşısında yinelediklerini anlatır.. Yeni deliller göstermektedir ki, cinsel konulara ilişkin cehalet ergenlik dönemi boyunca sürer..

Money ve Ehrhardt**** ve Bancroft***** çocuk cinselliğinin araştırılmasına ilişkin yaygın korkudan bahseder.. Ama çocukların maruz kaldığı cinsel taciz hakkında kamuoyunun artan ilgisini düşünürsek, Bancroft'ın dediği gibi, "çocuk cinselliğini daha iyi anlama ihtiyacının çok geçmeden daha yaygın olarak kabul göreceği ve gelecekte çocukluğun bu yönüne ilişkin araştırmaların daha kolay yürütüleceği.." söylenebilir.."
Love Relations: Normality and Pathology-
alıntılara dair dipnotları yazının sonunda bulabilirsiniz..

Bu açıdan bakıldığında Theo ve Isabelle'in anne-babası diğer ebeveynler gibi davranmıyorlar.. Yani çocuklarına yönelik herhangi bir kısıtlamaları olmadığı gibi, kendileri de Isabelle'in dediği gibi yatak odalarının kapılarını açık bırakacak kadar doğal bakıyorlar "olaya.." Ancak, anne-babasının eve geldiğini fark eden Isabelle'in intihar girişimi bu açıdan çok manidar: Kendisini kendinin ya da anne-babasının değil, "ötekilerinin.." ahlaki değerlerine göre yargılayıp, suçlu buluyor.. Filmin bu sahnesi bile aslında cinselliğe dair çok şey anlatıyor..

İzole olmak: Üçlünün apartman dairesine kapanması da boşuna değil.. Aralarındaki dinamikler de: Matthew ilk önce ayrı bir odada yatıyor, Theo ve Isabelle'i gözetleyip, onların özeline tecavüz ediyor, sonraki sahnelerde de bunu ne kadar yanlış bulduğuna dair brifler çekerken, beri yandan Isabelle'le takılmaya başlıyor.. Ancak iki kardeşin arasındaki dinamiğin nasıl işlediğinden haberi olmadığı için ayırma çabası boşa çıktığında ne yapacağını bilemez hale düşüyor.. Belki Theo'nun değil ama, Isabelle'in (belki kadın olduğu için..) izole olmaya ihtiyacı var.. Kardeşi ve Matthew'la ilk sevişmesi, bekaretini kaybetmesi, odasının çok "temiz.." olmasının hepsinden öte, inşa ettiği "ev içinde ev.." kendisi hakkında öyle çok şey söylüyor ki-
bana kalırsa Isabelle'in rahminin metaforu o..
Theo'yla arasındaki nüdist ilişkinin araya giren yabancılarla çatırdamasını kabullenemeyen Isabelle, ikisini de içine alıyor.. İkisini orada öldürmeye çalışması da boşuna değil.. Ancak göbek bağını (gaz hortumu..) "dışarıdan.." gelen bir yabancı kesiyor.. İçeri giren taş, onları yeniden doğurması ve bu da ayrılmaları demek-
bir daha asla "o kadar.." yakın olamayacaklar..
Theo'nun kıskançlığı, Matthew'un güdük ahlaki brifleri/pasifist tavrı filan bir yana, bu bir kadının hikayesi her şeyden önce..

Ve sinema, açıkçası sırf göndermeleri, yeniden-canlandırmaları için bile izlenebilecek bir film The Dreamers.. Godard'a yaptığı saygı duruşları bile yeter aslına bakarsanız.. Sinemayı seviyorsanız..

*: Robert Endleman: Love and Sex in Twelve Cultures..
**: Eleanor Galenson, Herman Rophie: Sex Diffrences in Behavoir..
***: Seymour Fisher: Sexual Images of the Self..
****: John Money, Anke Ehrhardt: Man & Woman, Boy & Girl..
*****: John Bancroft: Human Sexuality and its Problems..

6 yorum:

csyasoo dedi ki...

Az önce indirdim ve altyazısını ayarladım. İzleyeyim en kısa zamanda.

Bugra dedi ki...

öncelikle bertolucci'ye burdan kucak dolusu sevgiler ve sonsuz teşekkürler bize saatler dolusu çıplak eva green'i sunduğu için. zaten başkada filmin sevilicek bi yanı yok bence. bi de michael pitt'in o zamandan sinyal veriyor olması.

Adsız dedi ki...

yorumsu(nu)z...tebrikler

Bora 2D dedi ki...

Amacım laf atmak değil ama Bugra gibileri olduktan sonra bu ülkenin sırtı yere gelmez(!)

Filmi, "yönetmen inceden ensest ilişkinin meşruluğunu bilinçaltımıza sokmaya çalışmış" sözleri etkisinde izledim. Ama izledikten sonra fark ettim ki alakası bile yok. Gerçi "ensest" kelimesini yalnızca cinsel birleşme ve istek olarak algılamazsak olabilir tabi. Burada da devreye nudizm ve yasaklar giriyor.
Tartışılacak, konuşulacak çok şey var tabi ama yucitek çok iyi özetlemiş. Parmaklarına, aklına sağlık diyorum ve kaçıyorum.

Adsız dedi ki...

film hakkında okuduğum en düzgün 'şey'

irem dedi ki...

dünyada şahitlik edilebilecek en masum ve en sürekli ilişki theo ve isabelle arasındaki ilişki.. bu kadar masum bir şeye ensest başlığı altında kakatü diyen insanımsıların özleri dejenere olmuş olmalı

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NoDerivs 3.0 Unported License.