Sizden Gelenler: (500) Days Of Summer


[Öncelikle uzun, upuzuun bir ara sonrası -yeniden, merhaba.. Okul, iş, sevgili yaratığıyla kavgalar, vizeler, projeler, tatiller derken ancak bugün, şu an müsait olabildim.. Tarkovsky filmografisine kısa bir ara vermekten bir şey olmaz sanırım..
*: Bir de gelen 56 mailden ilk 20sini yazacağım demiştim ancak, 56 mailden seçki yaptım, umarım bu da sorun olmaz..]

'09 yapımı Marc Webb imzalı (500) Days Of Summer, "ilginç.." bir film.. Bu kadar..

Hikayesi kısaca şöyle: Bir kızımız var, Summer, bir de esas oğlumuz: Tom.. Summer, aşka inanmayan, dahi zırvalık olarak gören bir ablamızken, Tom'sa hep o "doğru.." kişiyi beklemiş.. Summer'ın işe başlamasıyla tanışıp, kaynaşıyorlar, ancak aralarındaki "şey.."in adı kon/ul../madığından işler Tom için zorlaşmaya başlıyor.. Ve bir gün, Sid-Nancy metaforuyla ayrılıyorlar: Summer, başkasını bulup evlenirken, Tom bununla baş etmeye çalışıyor ve kişisel gelişimiyle birlikte yeni bir aşka yelken açıyor (mu??)

Evet: Bu filmi sevmedim ben, nedenlerine gelmeden önce öncelikle romantik-komediye biraz eğilmek lazım: Aynı şablonla üretilen Hollywood romantik-komedilerinden bayan bir kesim olduğu ortada, ki, böyle olduğu için Amelie el üstünde tutuluyor: Bununla birlikte Amerika'dan çıkan son dönem romantik-komedilerde iki eğilim karşımıza çıkıyor: İlki, klasik şablondan ayrılmayan (Gigli, ya da şöyle diyelim: Jennifer Lopez'i oynatmadan bir film çektiğinizde..) belli bir gişe garantisi olan romantik-komediler, diğeriyse daha "zeki.." olanlar: Bu eğilim aslında sadece romantik-komediyle sınırlı değil: Animasyondan, aksiyon filmlerine değin büyük stüdyo filmleri giderek daha çok zeki numaralar barındırıyorlar ve bu eğilim çok daha iyi olmasına rağmen, kendi "aynı.."lığını yaratmada gecikmedi..
Büyük stüdyoların bağımsız filmlerden devşirdiği bu anlayış daha ne kadar "trend.." olarak kalır, belli değil ancak, muhaliflerini de yaratmaya başladı çoktan: Stallone'nin '10 yılında The Expandables gibi bir film çekmesinin başka bir açıklaması olamaz zira..

neyse,, çok dağılmadan ana konumuza geri dönelim: (500) Days Of Summer'ın beni fena halde iten bir filme dönüşmesinde yukarıda kısaca değindiğim şeylerin çok büyük payı var: Daha açılış sahnesindeki nottan, final sahnesine kadar filmi izlerken içim şişti açıkçası.. Evet, gayet "orijinal.." dokunuşlar var senaryosunda, sıçramalı kurgunun gayet de eli yüzü düzgün bir örneği, müzikleri güzel, oyunculukları da başarılı (ancak hayır, Zooey'yden bahsetmiyorum burada..) ve fakat film öylesine mekanik ve öylesine hesapçı ki, yansıtmaya çalıştığı ruh hali hiçbir şekilde "gerçek.." görünmüyor desem, abartmış olmam herhalde..

X Kuşağı'nın son demlerinin ürünü karakterlerinin göndermeli-muhabbetleri evet "ilginç.." de, bu kadar: Ya da şöyle söyleyeyim, senaristleri de bu kuşaktan gelme olan bir filmin X-Kuşağı "gibi yapmak.."la, X Kuşağı "olmak.." arasında ciddi bir fark var: Filmdeki göndermelerin hikayeye ne gibi bir katkısı olduğunu hala çözememem de bu yüzden sanırım..

Kısa ve öz sahnelerle hızlı bir şekilde "akan.." filmi izlerken, tam da bu sebeple sıkılmıyorsunuz, ancak Tom'un istifa etmeden önceki (sosyal mesaj da verelim anlayışından kaynaklanan..) berbat tiratında olduğu gibi, bazı sahneleri fazlasıyla zorlama bulmak da olası: IKEA "setinde.." olanlar, tipik bir reklam sekansından hiçbir farkı olmayan (sorsan müzikal der..) Tom'un seks-sonrası-özgüven-patlaması-yaşayan-erkek tripleri var.. Ancak en kötüsü de dış-ses: Bildiğin Amelie taklidi..

Fazla mekanik buldum evet bu filmi: "Suç.." benim mi, yoksa son dönemde iyi bir çizgi yakalayan FoxSearchlight'ın bunu sürdürmek için fazla kasması mı bilemedim..

2 yorum:

Adsız dedi ki...

ben de aynı mekanik tadı aldımdı bu filmden

Adsız dedi ki...

Türkiye topraklarında yaşayan, aşk adı altında milyon tane saçma sapan türk dizisi ile filmi izleyip gerçek aşk işte budur! diyen insanların, bu ve bunun gibi filmleri mekanik bulmasına şaşırılmamalı. Ben sizlerin düşüncesinin aksine, her insanın hayatında yaşayabileceği son derece doğal bir hikayeyi, son derece hoş bir şekilde işlediklerine inanıyorum. Sweet November'dan bu yana hiç bir film bana bu tadı vermemişti.

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NoDerivs 3.0 Unported License.